Dumlupınar Üniversitesi ve Kütahya Kamu Hastaneleri Birliği bir ilke imza atıyor
Dumlupınar Üniversitesi  ve Kütahya Kamu Hastaneleri Birliği bir ilke imza atıyor:  DPÜ Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Biriminde MS Hasta Eğitim Okulu açılıyor Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karaaslan, “Dumlupınar Üniversitesi ortaya koyduğu vizyon çerçevesince dünyanın tanıdığı marka üniversite olma yolunda hızla ilerliyor. Bilimsel çalışmaların yanı sıra sosyal sorumluluk projeleriyle de adından söz ettirme yolunda önemli projeler hayata geçirilmektedir. Bu projelerimizden biri de MS Hasta Eğitim Okuludur. Dumlupınar Üniversitesi, Kamu Hastaneleri Birliği ile birlikte Dumlupınar Üniversitesi Evliya Çelebi Yerleşkemizde bu okulu açıyor. Açılan MS Hasta Eğitimi Okulu, MS hastalarını hastalıkları ile ilgili bilinçlendirme,  yaşam kalitelerini artırma ve toplumda MS konusunda farkındalık oluşturma gibi misyonları üstelenecek” dedi. Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Birimi ile birlikte MS Hasta Eğitim Okulu Projesinin gerçekleştirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Mithat Ekici, “MS Hasta Eğitim Okulu Projesi Türkiye’de örnek bir proje olacaktır. Bu tür projelerin hayata geçirilmesi ile hastalara ve onların yakın çevresine  hastalık ile ilgili yapılan bilinçlendirme, kişinin hayatını sürdürürken karşılaşacağı sorunlara yönelik ne gibi önlemlerin alınacağı, hastalık anında nasıl davranılması gerektiği ve yakın çevresinin bu esnada nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda bilinçlenmelerini sağlayacaktır” dedi. DPÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Şan da yaptığı açıklamada, Sosyal Sorumluluk Projeleri Birimi olarak, toplum hayatına, eğitim hayatına katkılar sağlayacak projelerin hayatiyet kazanmasına önem verdiklerini vurgulayarak; MS hasta eğitim okulunun MS hastalarına sosyal alan sağlayarak yaşam kalitelerini arttıracak etkinlikler sunacağını ve bu okulun altyapısının yeni eğitim-öğretim yılına kadar tamamlanacağını ifade etti. Prof. Dr. Osman Şan MS Hasta Eğitim Okulu’nun işlevi hakkında da şunları söyledi: “Bu okula katılmak isteyen hastalar tedavi gördükleri hastanelerden bağımsız olarak gönüllülük esası ile kayıt yaptırırlar. Okulda herhangi bir hastalık muayenesi veya tetkikleri yapılmaz. Hastaların mevcut sorunlarına yönelik sosyal, fizik egzersiz, spor, müzik, görsel sanatlar eğitimi, öz bakım, hastalığın anlatıldığı ve hasta paylaşımlarının olduğu eğitim toplantıları yapılır. Bu programlarda görev alacak gönüllü personel mutlaka proje hakkında ön eğitimden geçirilecek ve konunun uzmanlarının görev almaları sağlanacaktır. Bu amaçla; Tıp Fakültesi öğrencileri, Nöroloji ve Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümlerinden gönüllü asistan ya da öğretim üyeleri, Üroloji bölümünden gönüllü öğretim üyesi, BESYO da görevli asistan ya da öğretim üyeleri, Sağlık Yüksek Okulu bünyesinde Fizyoterapi Bölümünde görevli asistan, öğretim üyeleri ve öğrenciler, Mühendislik Fakültesi Sosyal ve Teknik Girişimcilik Kurulu öğretim üyeleri, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu öğretim elemanı ve öğrencileri ile sosyal hizmet uzmanlarından ekip oluşturulması planlanmaktadır. Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve MS Hasta Eğitim Okulu Proje Yöneticisi Doç. Dr. Sibel Canbaz Kabay,  Multiple Skleroz (MS) hastalığı; tekrarlayan ataklarla başlayan ve gözde puslu görme veya görme kaybı, çift görme, bacaklarda uyuşma-güçsüzlük, dengesizlik oluşturan bir merkezi sinir sistemi hastalığı olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: “Bu ataklar en az 24 saat sürmekle beraber genel olarak birkaç hafta devam edebilir ve sonrasında kendiliğinden ya da ilaç tedavisi ile büyük oranda veya tamamen ortadan kalkabilir.  Bazı durumlarda ataklar devam eder ve kalıcı nörolojik bulgulara yol açar. Bazı durumlarda da nörolojik bulgular yavaş ilerleyici bir seyir gösterebilir ve birey hayatını bu hastalık ile birlikte sürdürmek durumunda kalır. Multiple Skleroz (MS) hastalığı ile yaşamak durumunda kalan hastaların hayatlarını kolaylaştırıcı eğitimlere ihtiyaçları vardır. Aynı zamanda hastanın sosyal bir birey olarak hayatın içerisinde kalması için hem bireysel ve hem de toplum ile entegre aktivitelerin sürekli ve düzenli olarak yapılması veya yaptırılması gerekmektedir. MS hastaları sosyal anlamda hastalıklarının toplumda yeterli derecede bilinmemesi nedeniyle gerek fiziksel, gerek ruhsal, gerek toplumsal açıdan sosyal sorunlar yaşamakta bu hastaların bir kısmı tanı konulduktan ve hastalıkları ilerlemeye başladıktan sonra ev ve aile içinde sorunlar yaşamakta, toplumda stigmatizasyona (damgalama) maruz kalmakta, iş yaşamlarında güçlüklerle karşılaşmakta hatta çalışma hayatlarına son vermek zorunda kalmaktadırlar. Bilinçli toplumlarda hasta eğitim okulları ya da hasta derneklerinin yaygınlaşması ile bu ve benzeri kronik hastalıklar toplum tarafından daha iyi tanınmakta ve hastaların yaşamın içinde tutulması sağlanmaktadır.” MS Hasta Eğitim Okulu projesi ile ilgili de bilgiler veren Doç. Dr. Sibel Canbaz Kabay, Multiple Skleroz hasta eğitim okulu projesi, kronik nörodejeneratif otoimmun inflamatuar bir hastalık olan MS hastalığı hakkında toplum farkındalığını oluşturmak, 20-40 yaşları arasında başlayan ve ömür boyu bu hastalıkla yaşamak zorunda kalan MS hastalarını sosyal, fiziksel ve ruhsal açıdan desteklemek sorumluluğu ile oluşturulmuş bir proje olduğunu  ifade etti. Doç. Dr. Kabay, önerilen projenin Multiple Skleroz (MS) hastalığındaki nörolojik etkilerin seyrini azaltıcı eğim süreçleri içerdiğini ve sosyal aktiviteler ile hastanın yaşam içerisinde kalmasını temin ederek olası iş görme kayıpları ve aile içi iletişim kazalarını önleyecek çalışmalar sunmayı sorumluluk edindiğini söyledi. Sosyal sorumluluk bilinci ile hizmet vermeyi amaçlayan MS Hasta Eğitim Okulu ofisleri hakkında da bilgi veren Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Sibel Canbaz Kabay,  proje kapsamında; Eğitim Ofisleri( Nörolojik Eğitim Ofisi, Fizyoterapi ve FTR Eğitim Ofisi), Nörojen Mesane Eğitim Ofisi, (Nöroüroloji Birimi), Sanatsal Faaliyetler Ofisi, Sportif Faaliyetler Ofisi, Rehabilitasyon Destek Ofisi, Psikoterapi Ofisi, Sosyal Hizmet Destek Ofisi, Seyahat ve Konaklama Destek Ofisi, Diyetisyenlik Ofisi, Ağız Diş Sağlığı ve Öz Bakım Kontrolü Ofisi, Sosyal Girişimcilik Destek Ofisi   gibi ofislerin hizmet vereceğini bildirdi.
HÜROK Marble DPÜ-SSP’de Bir Projede Daha Paydaş Oldu.
DPÜ Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Birimi tarafından düzenlenen Dumlupınar Tarihinde Ortak Dil Kardeşlik Poster Tasarım Yarışmasını finanse eden HÜROK Marble, Doğal Taş ile Gelen Doğal Yaşam Projesinde de paydaş oldu. Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman ŞAN, Dekan Yardımcısı Yrd. Doç.Dr. Oktay ŞAHBAZ ve SSP Koordinatörü Bahar KARATAY HÜROK Marble’a Sosyal Sorumluluk Projelerine verdikleri destek için teşekkür ziyaretinde bulundu. Ziyarette aynı zamanda yeni bir sosyal sorumluluk projesi için görüş birliği sağlandı. Prof. Dr. Osman Şan sanayicilerden iki proje istediklerini bu projelerden birinin sosyal çıktıları diğerinin ise sosyale hizmet eden teknik çıktılarının olması gerektiğini dile getirerek Hürok Marble’in bu sorumluluğu taşıdığını görmekten büyük mutluluk duyduğunu açıkladı. Daha sonra Prof. Dr. Osman Şan SSP Andını (Ortak Dil Kardeşliktir  SSP bir efkâr-ı umumiyedir  İnsanlık adına fayda üretmede sorumluluk alır  Projeler kapsamında hayata geçirir) Sayın Hüsnü OLÇAR’a takdim ederek Sosyal Sorumlulukta iki proje açan kuruluşlara bu hediyeyi verdiklerini dile getirdi. Prof. Dr. Osman Şan Mühendislik Fakültesinde kurdukları Girişimcilik Kurulu konusunda da ayrıntılı bilgi verdi. Sayın OLÇAR  bu konuda da üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını dile getirdi.
Kütahya Ticaret ve Sanayi Odasından İşbirliği Ziyareti
Üniversitemiz Mühendislik Fakültesi Dekanlığında yapılan toplantıya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nafi GÜRAL, Meclis Başkanı İsmet ÖZOTRAÇ, Genel Sekreter Salih Nafi ALIÇ ve KÜTSO yönetim kurulu üyeleri ile Mühendislik Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Osman ŞAN ve fakültemizin değerli akademisyenleri katıldı. Yönetim Kurulu Başkanı Nafi Güral oda faaliyetleri ile ilgili bilgi verdi ve Mühendislik Fakültesi ile işbirliği hakkında beklentilerini dile getirdi. Sayın Güral konuşmasında; mühendislik eğitiminde uygulamalar konusunda her türlü desteği vermeye hazır olduklarını, yeni kurulan Girişimcilik Kurulu Biriminin kendilerini heyecanlandırdığını, bu konuda üzerlerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye istekli olduklarına değindi. Daha sonra Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman ŞAN, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek şunlar söyledi: Üniversitelerin Anadolunun her bir şehrinde kurulmasının altındaki sebebinin yalnızca eğitim-öğretim olmadığı, aynı zamanda o şehrin ekonomik ve kültürel zenginliğini arttıracak çalışmaları yapmak gibi görev ve sorumluluğunun da bulunduğunu ifade etti. Bizler üzerimizdeki bu sorumluluğun bilincindeyiz. Bu amaçla altyapı çalışmalarını büyük oranda tamamladık, bundan sonra şehirdeki kurum ve kuruluşlarla çalışmalar yapmak üzere yol haritalarını hazırlıyoruz, bu kapsamda bugünkü ziyarete büyük önem vermekteyiz. Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyeleri ile beraber Üniversite Konuk Evinde yenilen yemekten sonra en kısa zamanda çalışmalara başlanması kararlaştırılarak ziyaret sona erdi.  
DPÜ SYO Ebelik Bölümü 4. sınıf öğrencileri mesleklerinin ilk Teşekkür Belgelerini SSP'den aldı.
Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü 4. Sınıf öğrencilerine diploma sevincinin yanı sıra Mesleklerinin ilk Teşekkür Belgeleri Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Birimi tarafından verildi. DPÜ Sosyal  Sorumluluk Çerçeve Projesi kapsamında Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü öğretim üyesi ve Çalışma Kurulu üyemiz Yrd. Doç.Dr. Sultan GÜÇLÜ ve Arş. Grv. Ayşegül UNUTKAN ile  4. Sınıf öğrencileri tarafından gerçekleştirilen   “Aile İçi İletişim”, “Kadın Üreme Sistemi ve Doğum”, “Meme Kanseri ve Kendi Kendine Meme Muayenesi”, “Yenidoğan Bakımı, Anne Sütünün Önemi ve Emzirme Teknikleri”, “Otisitik Çocuklarda Ergenlik Dönemi” konularında “Sağlıklı Kadınlar Sağlıklı Yaşamlar” seminer programlarına katılan değerli öğretim üyelerimize ve öğrencilerimize teşekkür belgeleri tören ile Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Biriminde verildi. Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü öğretim üyesi  Yrd. Doç. Dr. Sultan GÜÇLÜ kısa bir açılış konuşması yaptı. Konuşmasında; Bugün burada toplumun bilinçlenmesinde emek harcayan öğrenci arkadaşlarımızın teşekkür belgelerini dağıtmak üzere toplandık. Biliyoruz ki topluma hizmet her bireyin sorumlulukları arasındadır ancak bu konuda bazı mesleklere daha fazla sorumluluk yüklenmiştir. Ebelik bu mesleklerden bir tanesidir. Halkın eğitilmesinde dolayısıyla sağlıklı toplumun sürdürülmesinde ebelere çok fazla iş düşmektedir. Bizde ebelik bölümü öğrencilerinin bu sorumluluk bilincini kazanabilmeleri için her yıl ebelik bölümü 4. sınıf öğrencilerinin sahada toplumu bilinçlendirme eğitimleri yapmalarını sağlıyoruz. Bu yılda, 8 ayrı halk eğitim merkezinde ‘Aile İçi Şiddetle Mücadele, Serviks ve Meme Kanserinin Önlenmesi, Kadın Sağlığı ve Doğum, Yenidoğan Sağlığı ve Emzirme Teknikleri ve Otistik Çocuklarda Ergenlik Problemleri’ ile ilgili eğitimler düzenledik ve ailelerin bu konuda bilinçlenmesini sağladık. Öğrencilerimizin burada kazandıkları sosyal sorumluluk bilincini hayatları boyu unutmayıp, meslek hayatlarının her anında toplumun bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi için çaba sarf etmelerini umuyorum ve öğrencilerimize meslek hayatlarında başarılar diliyorum.” dedi. Yönetim Kurulu üyemiz Doç. Dr. Kazım UYSAL, sağlığımızın önemine değindi. Sayın Uysal konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Sizler hepimiz için çok kıymetli olan bir değere hizmet ediyorsunuz. İnsan sağlığı her şeyden önemlidir. Hasta olan bir insan şifa bulması için dünya elinde olsa çekinmeden verebilir. Bundan dolayı sizlerin mesleğiniz, hizmet alanınız dünya kadar kıymetlidir. Bu kıymetli mesleğe sahip olmanızla, özellikle de genç yaşlarda sosyal sorumluluk bilincini kazanmış olmanızla iftihar edebilirsiniz. " Güçlü bir toplumun sağlıklı nesiller üzerine inşa edilebildiğini vurgulayan Doç. Dr. Kazım UYSAL bu konuda yürütülen eğitim çalışmalarında toplumumuzun halkımızın sağlığı için arkadaşlarımızın özverili bir şekilde çalışacaklarına inanıyorum diyerek öğrencilerimize meslek hayatlarında başarılar diledi. Son olarak Arş. Gör. ve Çalışma Kurulu üyemiz Ayşegül Unutkan’da toplumun sağlığının sürdürülmesinde ebelere çok önemli görevler düştüğünü ifade etti. Burada yapmış olduğumuz eğitimler, 4. sınıf öğrencilerimizin mesleki ve sosyal sorumluluklarını yerine getirmek adına yaptığı bir başlangıçtı diyerek sözlerine devam etti.  Öğrencilerin burada attıkları ilk adımı, topluma faydalı bireyler olmak adına, mesleklerine olan inançla bundan sonraki yaşamlarında sürdüreceklerine inancının tam olduğunu belirterek öğrencilerine başarılar diledi.  Konuşmaların ardından, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman ŞAN’dan ve değerli hocalarımızdan Teşekkür Belgelerini alan öğrencilerimizi diploma sevinci için mezuniyet törenine uğurladık. Teşekkür Belgelerini alan Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü 4. Sınıf öğrencilerimiz Esra Akkurt Nazife Dal Esra Doğan Merve Harmandar Buket Karademir Esra Kuşcu Kübra Mangır Kübra Dinçkan Yesim Karaman Cansu Melike Kılınç Arzu Özsoy Dilek Tanır Cansu Taştekin Mihriban Tunca Hüsniye Yalçın Gizem Begüm Bülbül Fatma Nur Coşkun Nazife Deliktas Çiğdem Gökbaş Zeynep Gökdemir Elif İnan Merve Koca Vildan Özdemir Pınar Bakır Selvi Camgöz Kadriye Çidem Ayşe Gök Vildan Sahanoğlu Dilek Şener Sakine Uçar Yesim Yalçın Özlem Çalışmaz Dilek Karabacak Vildan Kaya Ayşe Koyulmuş  Rukiye Kuş Hazal Özcan Nurgül Suvay Esra Çakal Hatice Akarslan Tuğba Ceylan Melda Çırçır Senem Eker Seher Şeyma Hürata Filiz Öztürk Saliha Tosun Hatice Yalçın Betül Büşra Cebecioğlu Yasemin Arslan Necmiye Avşar Asena Elaldilar Yasemin Özkan Sevdanur Şahin  FezaYalçınkaya                                                                                                                 Nesime Gevri Gönül Aksu Yasemin Bozkurt Özlem Demiralay Hilal Gül Tuba Gülcemal Sefagül Sevilmiş Döndü Tosun Didem Turan  
Resimlerle Rengarenk Kütahya Sergi Açılışı
Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Birimi tarafından düzenlenen ve Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü öğretim üyesi ve Çalışma kurulu üyemiz Yrd. Doç.Dr. Pınar YAZKAÇ’ın   Resim Bölmü 3. sınıf öğrencileri ile birlikte Resimlerle Rengarenk Kütahya projesi kapsamında hazırladıkları “Ressam Ahmet Yakupoğlu’na Saygı Kütahya’ya Övgü” konulu “Resimlerle Rengarenk Kütahya” resim sergisinin açılışı 14 Mayıs 2014 Çarşamba günü saat 16.00’da Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü sergi salonunda Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Ahmet KARAASLAN ve eşi Cemile KARAASLAN, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman ŞAN ve eşi Ayşe ŞAN,  Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Nafi GÜRAL ve Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Ahmet ALTUNCU ve Sosyal Sorumluluk Projesi Resimlerle Rengarenk Kütahya Projesinin Koordinatörü Yrd. Doç.Dr. Pınar YAZKAÇ’ın açılış kurdelesini kesmesiyle gerçekleştirildi. İl Kültür ve Turizm Müdürü Zülkarni YELDEMEZ ve Kütahya’nın çok değerli sanat severlerinin de katıldığı sergi  büyük beğeni topladı. Devamı için tıklayınız.
RESİMLERLE RENGARENK KÜTAHYA Sergisi
SSP; değerlerin el üstünde tutulması misyonuyla hareket etmektedir. Temelinde insan vardır. Sanatın evrensel dilinin dostluk ve kardeşlik adına tüm insanları kucaklayacağına inanmaktadır. Güzellikleri görme yetisinin tüm insanlarda var olduğunu ancak bunun işlenmesi ve sanat eğitimi yoluyla disipline edilmesi gerektiğinin altını çizmek istiyoruz. Ortam sağlandığında, gerekli ekipmanlar ve koşullar sağlandığında inanıyoruz ki evlatlarımızın her biri bir Ahmet YAKUPOĞLU olur. Hatta daha da ilerisi olur temennisini taşımaktayız. Bu amaçla sizleri, Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Birimimiz tarafından düzenlenecek olan, Resimlerle Rengarenk Kütahya projesi kapsamında Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü öğretim üyesi ve Çalışma Kurulu üyemiz Yrd. Doç.Dr. Pınar YAZKAÇ’ın   Resim Bölümü 3. Sınıf öğrencileri ile birlikte hazırladıkları yağlıboya resimlerinden oluşan ‘Ressam Ahmet Yakupoğlu’na Saygı Kütahya ya Övgü’ amaçlı “Resimlerle Rengarenk Kütahya” konulu resim sergisini görmeye davet ediyoruz. Sergi Açılış Tarih/Saat : 14 Mayıs 2014 saat.16.00 Sergi Süresi: 14-23 Mayıs 2014 Yer: Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Sergi Salonu 2. Kat
YARIŞMANIN AMACI VE KONUSU:
YARIŞMANIN AMACI VE KONUSU: Bu yarışmanın amacı; insanlık tarihinde önemli bir yeri bulunan ve 30 Ağustos 1922'de yaşanan Dumlupınar Ruhu’nun; özgürlüğün, iradenin ve evrensel barışın sembolleştiği bir anlayışı, poster tasarım yarışması düzenleyerek gelecek kuşaklara aktarmak, yaşatmak ve görsel bir bellek oluşturmaktır. 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar evrensel barışa giden yolu göstermesi ile abideleşmiştir. Dumlupınar'ın sembolü “Değerlerin el üstünde tutulması” mesajı ile tarihe kazınmıştır. Dumlupınar Üniversitesi bu bilinç ile yaşamaktadır. Bu Yarışma Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Projeleri ve HÜROK MARBLE İşbirliği ile düzenlenmektedir. Yarışma Şartnamesi için lütfen tıklayınız. Başvuru Formu için lütfen tıklayınız.
KALEVANİ
  Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Biriminin Çanakkale Ruhu projesinden doğmuştur. Pişmiş topraktan yapılan çanaklara evani denilirdi. Bugün, Çanakkale’nin kalesi ile vatanı müdafaa eden kardeşlerimizin içinden çorba içtiği evani birleşti ve KALEVANİ ismi hayat buldu. Bu isim ile o şanlı günler hatırlanıyor ve Çanakkale Ruhu ebediyyen yaşıyor... Çanakkale müdafaası çağın en ileri teknolojilerine karşı kardeşlerimizin kale gibi dikilmesidir, şanlı geçmişe ait hamaset ve azameti iadedir ve vatanı vatan‒ı ebedi yapan tarihe kazınmış nottur.      
Yeni Makaleler
BABALAR GÜNÜNE HAZIRLIK Haziran ayının ikinci pazarı “Babalar Günü” (15 Haziran 2014) olarak kutlanacak. Sevinçliyiz çünkü kutlamalar mutluluğu hatırlatıyor. Geçen ay “Anneler günü”nü, geçenlerde de Üniversitenin mezuniyet gününü kutladık. Yakınlarda belki doğum günümüz var... Ne olurdu hayat devamlı kutlamalarla ve mutlulukla geçse! Oysa hayatın cilvesi bu, bazen sevinç bazen üzüntü... Ama neticede bu da biter, bu da geçer diyebilme... Her kutlama sevinçle başlar. Güzel elbise, güzel kokular, sevgiyle bütünleşmiş hediyeler fakat bazen de arkada boğaza düğümlenmiş hatıralar ve umutlar bırakır...  Anadolu insanı tüm kutlamalarını örf ve adetlerine uygun yapar. Onun için geldiği yer önemli değildir önemli olan bulduğu boyaya kendi mührünü vurabilmedir. O tüm yeniliğe ve güzelliğe açıktır. İşte babalar günü de bu olsa gerek...Bizim örfümüzde “anne ve baba” birbirinden ayrılmaz “güneş ve ay” gibidir. Bununla birlikte Anadolu insanı ailede babayı çınara benzetir. Çünkü çınar soğuğa karşı dayanıklı, kökü güçlü ve uzun ömürlü bir ağaçtır. Dolayısıyla ailede baba, sabır, metanet ve hoşgörünün sembolüdür. Çocuklar ise sabır ve hoşgörü tohumlarının, sevgiyle sulanan güllerdir. Ailede mutluluğu yakalamak için her birey üzerine düşen görev ve sorumlulukları gerine getirmelidir. Bu görev ve sorumluluk öncelikle örnek olarak babalardan sonra da evlatlardan beklenir. Sorumlu bir baba şöyle davranmalıdır:  Baba evladına en güzel ismi verendir, hayat yolunda ona en güzel örnek yaşantıyı sunandır, onlara verdiği o güzel isimler ile en güzel şekilde hitap edendir, sevgi ve hoşgörüsünü her vesile ile ortaya koyandır, doğruluk ve dürüstlükte rol modeldir, evlatlar arasında adaletli davranışta tam bir öğretmendir...Evlatların eğitiminden sonra yeni bir yuva kurmalarında yardımcı olan sanki akademik bir danışmandır.  Sorumlu bir evlat da şöyle olmalıdır: O hep hayırlı evlattır, hayır söyler ya da susar, konuşmayı bildiği kadar susmayı da bilir. Bilmediklerini sorar ve öğrenir. Güzel ahlak onun şiarı, saygı onun kalkanı, mütevazilik elbisesi, güler yüzü yaşantısıdır. Babacığım sözü onun için vazgeçilmez bir paroladır. Çünkü kalpteki muhabbeti açan bu sözcük (sanki parola) içten, samimi ve çok sıcaktır. O kalbi sevgi dolu, saygılı, cömert, kibar, anlayışlı ve vefalı bir evlattır. Hangi baba evlatların hayatta kendisinden daha ileri güzelliklere sahip olmasını istemez ki? Onların kazanmasından sevinen, kaybetmelerine hakiki anlamda üzülen babalardan başka kim olabilir?....  Bu yıl babalar günü bir başka güzel olacak, hediyeler görev ve sorumluluk bilincinde şekil alacak, varlık aleminin şahitleri, gelecek güzel günlerin habercisi olacak. En güzel babalar günü bizim olacak... Yrd. Doç. Dr. M. Selim Arık DPÜ İlahiyat Fakültesi Bülbülün Nağmesiyle Güne Başlamak Gecenin gündüze intıkal etmeye başladığı seher vaktini bir bülbülün nağmeleriyle karşılamak ne kadar güzelmiş. Bu sabah işte bu güzelliği yaşayarak uyandım. Doğrusu her zaman bu kadar şanslı değilim. Sabahları genellikle hep erken kalkarım. Ama bu sabah farklıydı. Çünkü bu sabah beni teknolojinin taklit kuş sesi değil, bülbülün bizzat kendi sesi uyandırdı. Balkona çıktım ve bir süre bülbülün şarkısını dinledim. Belki pek çok varlık kendi lisanlarıyla o an sabaha merhaba diyordu. Ama ne yapayım ben bülbüle meylettim. Onun sesini duydum, onun sesini dinledim. Çocukluğumda kuş dili konuşan arkadaşlar vardı. Onlardan bu dili öğrenmediğimden söylediklerinden bir şey anlamadım. Belki o güzel nağmeler uzaklardan gelen diğer bülbüllerin nağmelerine bir karşılıktı, belki güle olan aşkının ilanı, belki de o sadece bir seher vaktinin solistiydi, eserini icra ediyordu bilemedim. Ama o tarifsiz güzel ses beni alıp götürdü… Hani  insanı  tanımlarken en çok vurgu yapılan, eski dille söylenirse alameti farikası yani ayırt edici özelliği “düşünme”ye sevketti. Neden böyle nitelendirilir insan, gelin bu tartışmayı daha sonraya erteleyelim. Ama insan her ne kadar böyle tarif edilmiş olsa da o kendi varlığını, toplumsal varlığı, fiziksel varlığı ve başka varlıkları sürekli onlarla beraber olsa da sürekli onları düşünmez. İnsanların pek çoğu ancak rutin hayatları yani hep öyle devam edeceğini sandıkları hayatları bir şekilde kesintiye uğrayınca düşünmeye başlarlar. Mesela her gün sabahın seherinde işine hazırlanmak üzere kalkan biri bir gün bir bülbülün sesine kulak verir ve düşünmeye başlar. O ses belki her gün onun kulağına geliyordur. Ama duymak farklıdır. Şamatası hepimizi esir almış geveze dünyamızda bu güzel sesi duymak başkadır. Bunun üzerine düşünmek ise bambaşka bir şeydir. Her zaman böyle güzel şeyler hayatımızın rutinini bozmaz. Bazen sıradan koşturmalarımız esnasında ayağımız tökezleyiverir veya burkuluverir de canımız acır.  Düşünürüz de sabahtan akşama kadar koştururken hiç farkında olmadığımız ayak bileğinin bizim için ne kadar önemli olduğunu anlarız. Ya da doğrudan bir sağlık ocağına gider, tedavimizi olarak o akışa kaldığımız yerden devam ederiz. Çoğu zaman hiç şikâyet etmeden bir ömür yükümüzü çeken bileğimizin farkına bile varmayız.  Rutini bozan şey, hayatımızı da allak bullak eder de ancak o zaman düşünmeye başlarız. En sevgilinizi, en sevdiğinizi, en kıymetlinizi uğurladığınız gün dünyadaki varoluşunuzu düşünmeye başlarsınız. Düşünmek elbet bizi incitir hatta acı da verir. Belki de bu yüzden insan acıyı ve incinmeyi kolayca göze almaz ve o yüzden düşünmez, düşünemez, düşünmek istemez. Ya da düşündüğünü sanarak asıl düşünmek istediğinin etrafında dolanır durur. Ama düşünmeniz gereken en önemli belki de en güzel şey varoluşunuz üzerine düşünmektir. Evet, insanın niçin var olduğu üzerine düşünmek en güzel şeydir. Bir süreliğine size acı verse de güzeldir. Çünkü her şey niçin var olduğumuzla anlam kazanır. Bu sabah iyi ki bülbülün o tatlı nağmeleriyle sabaha uyandım. Hayatımın rutininin dışına bu güzel sesle çıktım. Gelin hayatın akışını bozmayı sürprizlere bırakmadan, hayatın rutinini bozan sürprizler bizi incitmeden, bu filme bir mola verip biraz düşünelim. Biraz durup bazen bir bülbülün sesini, bazen bir derenin şırıltısını, bazen yağmurun tıpırtısını, bazen gök yüzünün gürültüsünü dinleyerek ve bazen de zelzelenin sarsıntısını hissederek düşünelim. Sonra da kalkıp gidelim bir hastaneye hiç tanımadıklarımıza geçmiş olsun deyip bir çiçek verelim. Bir bayram huzur evinin insanlarıyla beraber olalım. Çocuğumuzun doğum gününü bir çocuk esirgeme yurdunda yapalım. Bir zamanlar bizim gibi durmadan düşünmeden koşuşturup duran ve belki biraz önce kahvesini içtiğimiz ama veda bile etmeden aramızdan ayrılıverenlerin diyarına selam verelim. Selam alalım. Bakalım dünya böyle nasıl olacak... Ümit Aktı İlahiyat Fakültesi   İNSANİYET YOLUNDA İNSAN Doğan her çocuk dünyamıza yeni bir dünya ekler. Çünkü her insan bir alemdir. İnsan, tertemiz bir vaziyette dünyaya gelen, mayası temiz fakat boyası değişik bir varlıktır.  İnsan, mayasındaki güzelliklerle, güzel uyarmalarla dünyada gelişmeli ve faydalı meyve vermelidir. İnsaniyet toprağında büyümeye başlayan insan, kainatın en nazik, en nazenin, en nazdar, en niyazdar meyvesidir. Dolayısıyla insan, insaniyet yolunda dikkat, özen, gayret ve ilgi ister. Bu bahçede bahçıvan annedir, babadır, büyükannedir, büyükbabadır ve öğretmenlerdir.  İnsan için insaniyet yolculuğunda kilometre taşlarına şöyle bakabiliriz: İlk durak anne kucağıdır. Burada sevgiye sevgiyle, ilgiye ilgiyle, çaresizliğe şefkatle mukabele vardır. Sevgi, insanı yaşatan bir iksirdir; insan sevgiyle yaşar, sevgiyle mutlu olur ve sevgiyle çevresini mutlu eder. Bu zeminde sevgi ne kadar çok olursa o bahçe o kadar güzel güller yetiştirir. Zira güle hayat veren kaynak topraktır. “Gülü seven dikenine katlanır” atasözüyle, gül yetiştirmedeki özen, gayret ve ilgi anlatılmaya çalışılmıştır. Güllerin dikeni ise insan hayatındaki zorluklara karşı sabır eğitimidir. Sonra okul ve eğitim başlar. İlk okula başlanan o ilk gün; büyük gün, hiç unutulmayacak öz çekim (selfie) resimlerin, seslerin, desenlerin kayıt günü. Yeni, yep yeni bir rol model ile tanışılan gün hatıralardan çıkmaz. Sonraki günler ilim ve irfan yolunda bilim basamaklarından zirveye tırmanış.. Üçüncü evre yeni bir yuva kurma zamanı. Artık doğarken getirilen güzelliklerin yarıdan fazlası evlilik ile gün yüzüne çıkacaktır. Böylece her bir çiçek sabır ilmekleri arasından açacak ve almaktan çok vermenin, sevinmekten çok sevmenin, bekletmekten çok beklemenin günleri yaşanacaktır. Burada nezaket, nezafet, iktisat ve adalet ayrı bir mektep olarak karşımız çıkacaktır. Olgunluk ve son dönem ise son bahar değil, yeni bir başlangıçtır. Kıştan sonra bahar gelir. Evlatların evlatları ilkbaharlarda gelir. Büyükbaba ve büyükanne olmak büyük ve hep yeni güne uyanmaktır. Büyük aile büyük düşüncelerin varlık alemine taşınmasında en etkin sosyal yapıdır. Bu meclisler toplumları insaniyete taşımada, var olma, diri olma ve biz olmada estetiğin ortaya konulduğu mekanlar olmalıdır. Son dönemin sonuna gelmeden gönül insanı Yunus’a kulak verelim: Yunus “Su” ile hasbihal eder.  “Ey su kandan (nereden) gelirsin vatanın kandır (neresidir) senin. Kanda (nerede) çukur bulursan yatağın anda senin” diyerek insanın başlangıcındaki bir damla suya ve onun, sonraki yolculuğuna dikkat çeker. Ona irfan ve sanat yolunda ilerlemeye, bu sahada derya ve okyanus olmaya çağırır ve sözü alçak gönüllü olmaya getirir. Ab-ı hayat olan suyun yatağına dikkat çekerek insanlara adeta alçak gönüllülük ihtarını yapar. Şu halde son evrenin yolcularına ancak tevâzu yakışır. Tevâzu; alçak gönüllüğü yakalayabilmek, insandan insaniyete giden doğru yolu bulabilmek ve toprak gibi olabilmektir. Toprak ana, bolluğu, bereketi ve verimi temsil eder. Toprak zeminde bulunmasına rağmen, hayatın ve rızkın kaynağı olması yönüyle her şeyin üstündedir. Toprağın temizleme özelliğinin yanında bir de yağmuru tutma kabiliyeti vardır. Artık son söz de Mevlana’dan: Cömertlik ve yardımda akar su gibi ol, Şefkât ve merhamette güneş gibi ol, Hataları görmede gece gibi ol, Tevâzu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol. Ya göründüğün gibi ol, Ya olduğun gibi görün. Yrd. Doç. Dr. M. Selim Arık İlahiyat Fakültesi Anneleri Bilmek Anne sevendir, verendir. Yavrusunu dünya yolculuğuna başladığı andan itibaren  sever. İstikbali için hayaller kurar. Alemini kaplamış, en değerli varlığı olmuştur. Gün sayar heyecanla merakla bekler. Zamanın  hızla ilerlemesini ister. Hasretini yüreğinin  en derin duygularıyla hisseder. Hele bir de o kavuştuğu an dünyada ki en mutlu anıdır. Onu bu kadar ne mutlu edebilir! Evladının dünyaya gözünü açmasıyla sanki o da dünyaya yeniden gelmiş gibidir. En yüce makam olan annelik makamıyla şereflenmiştir. Kendini vazifeli bilir ve makamın gereğini sevgi ve şefkatiyle ifa eder. O makam şefkat kahramanları olan annelere verilmiş üstün bir makamdır. Annenin fedakarlığı devamlıdır. Şartlar ne olursa olsun o hep hazırdır. Gerekirse evladı için canını bile feda eder. Sevgileri samimidir, halistir, dünyada ki başka sevgiler hep geride kalır. Kimi zaman uykusundan fedakarlık eder, sabahlara kadar başını bekler, yeri gelir o sağlıklı olsun, mutlu olsun diye tüm zamanını ona ayırır. Anne sabırlıdır. Bir insanın gelişip büyümesi uzun bir süreçten geçer, ömrünü adamak ister. Annelerimiz öyle bir sevgi ve şefkat ile donatılmıştır ki ona güç olmuş, kuvvet olmuş... Hangi yaşa gelirsek gelelim hep onların yardımına himayesine muhtacız. Canımızın yanmasını istemezler, hemen yetişir elimizden tutarlar. Yanımızda olmasalar da hissederler. Sevgisiyle şefkatiyle her daim sarar sarmalarlar. Anne en kolay mutlu edilendir. Onların mutlu olmalarına samimi bir bakış, güler bir yüz, tatlı bir söz yeterlidir. Birlikte bir gün geçirmek, yemeği birlikte yemek onlar için en mutlu dakikalardır, çünkü dünyada sahip oldukları en değerli varlıklardır. Annelerimize emanet edilmişiz, annelerimiz de bize emanet edilmiş. Henüz vakit varken mutluluğa doğru yol almaya ne dersiniz! Mutlu edelim, mutlu olalım. Dünyalarına girelim, onların gözüyle görüp, kulaklarıyla işitelim... Ayşe ŞAN   Kendi fotoğrafını çekmek: SELFİE Kelimeler, ses ve mana dizilişi akımından, doğar, büyür, gelişir ve ölür derler. Dil bilimciler ve edebiyatçılar, kelimelerin bu hayat serüvenleri üzerine uzmanlaşırlar. Etimoloji ve filoloji ile ilgilenenler ise adeta onların, biyografilerini yazarlar. Batı'da "selfie" olarak karşılık bulmuş bir kelime bugünlerde Türkçe karşılığı oluşmaya başladı. Bu kelimeye bizde Batıdan çok farklı bir anlam yüklenmeye başladı. "Kendi fotoğrafını çekmek" anlamı veriliyor. Bir internet sayfasında anket yapılıyordu. Size göre "Selfiye" kelimesinin anlamı ne olsun kabilinden bir soru soruluyordu. Herkes bir şeyler söylemiş. Birisi de "Çek la çek!" diye Türkçeleştirmeye çalışmış. Kelimeye "fotoğraf çekme" manası yüklenmesini son derece dikkat çekici buldum. Toplum içinde yaygınlaşırsa, kök manası ne olursa olsun, Türkçe bir kelime olarak, birkaç sene sonra bir anlama bürünecek bu kelime. Ancak bu kelimenin Batı'daki karşılığı, bizim kullandığımız kadar masum değil. Öz, kendi, kişi, çıkar anlamına gelen self'ten türeyen bu kelime, bencilliğin ve egoizmin sınırlarını aşmış bir mana içermektedir. Bencillik, başkalarının zarar görmesine rağmen, kendi faydasına odaklanmak ve bu yönde davranmaktır. Belki bunu yaparken hissi rahatsızlık duyar. Ama kendi çıkarına göre hareket eder. Bundan daha kötüsü de var mı? derseniz. Evet. Selfi'nin Batı'daki anlamı. Benim zararıma bir şey yoksa, başkalarının zararları beni eğlendirir... Ben kendimi yaşarım... Havalar nasıl olursa olsun, benim havam iyi olsun. Selfie kelimesine, "eğlenceli fotoğraf çekmek", "kendi fotoğrafını çekmek" anlamı yükleyen Anadolu İnsanından bir fert olduğum için, çok mutluyum. Bu küresel dünyanın selfie kültürü, önemli bir süzgeçten geçerek giriyor bu topraklara. MERHAMET, bizim ve bizi biz yapan değerimiz. Biz bu değer ile küresel dünyanın insan merkezini oluşturmaya devam edeceğiz. İnsanoğluna ortak dilini hep hatırlatacağız, doğru ve fayda üreten değerleri, doğru uyarılmaları hep canlı tutacağız. Diğergamlığı dün olduğu gibi bugünde belki de daha güçlü olarak talim edeceğiz, edilmesi için sosyal alanlarımızı her geçen gün genişleteceğiz.... Yrd. Doç. Dr. Selami Erdoğan İlahiyat Fakültesi  
SSP
Ortak Dil Kardeşliktir SSP bir efkar-ı umûmiyedir   İnsanlık adına fayda üretmede sorumluluk alır   Projeler kapsamında hayata geçirir SSP sembolü insanı temsil eder; başı “Ortak Dil Kardeşliktir”, sol kolu “SSP bir efkar-ı umûmiyedir”, gövdesi “İnsanlık adına fayda üretmede sorumluluk alır”, sağ kolu “Projeler kapsamında hayata geçirir” cümlelerini göstermektedir.   SSP KONSEYİ                
DPÜ Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Birimi İlk Sertifikalarını Üniversitemiz Birimlerinde Görev Yapan Özel Kalem Personeline Verdi.
04-11-18-25 Mart 2014 tarihlerinde Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Biriminin organizasyonuyla gerçekleştirilen “Büro Yönetimi, Protokol Yönetimi ve Diksiyon ve Konuşma Eğitim Programı”na katılarak, başarıyla tamamlayan Üniversitemiz birimlerinde görev yapan Özel Kalem Personeli Katılım Sertifikalarını Rektörlük Senato Salonunda aldı. Programa Üniversitemiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yunus Erdoğan, Mühendislik Fakültesi Dekanı ve aynı zamanda SSP Yöneticisi Prof.Dr. Osman Şan, Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Bayram,  SSP Kurulu Üyeleri Rektör Danışmanı Yrd. Doç.Dr. Derya Ergun Özler,  Yrd.Doç.Dr. Ceren Giderler, Yrd. Doç.Dr. Fulya Ünal Topçuoğlu ve Öğr. Grv. Hülya Çınar ile sertifikalarını almaya hak kazanan DPÜ  birimlerinde görev yapan Özel Kalem Personeli katıldı. Programda açılış konuşmasını yapan DPÜ Sosyal Sorumluluk Projeleri Yöneticisi Prof Dr. Osman Şan şunları söyledi: “Büro yönetimi bir sanattır, protokol yönetimi bir sanattır, güzel konuşmak bir sanattır. Sanatın bir de bilim yönü vardır. Bu bilimi elde eden insanlar sanatlarını daha güzel icra ederler. Burada bir konuya dikkat çekmek isterim: Her sanatkârın bir öğretmeni vardır ve yetiştirdiği insanlar bir kuşak sonrasının öğretmenidirler. Anadolu pedagojisinde bu gelenek yüzyıllar boyu uygulanmıştır. Bugün bu yöntemin gelişmiş şeklini Üniversitemiz Sosyal Sorumluluk Projeleri yönetim birimi yapmaktadır.” Prof. Dr. Şan konuşmasını şöyle devam etti: “SSP bir fikir olarak doğdu ve fikirler topluluğuna dönüştü. Ortak dil kardeşliktir. SSP bir Efkar-ı umumiyedir. İnsanlık adına fayda üretmede sorumluluk alır. Bunu projeler kapsamında hayata geçirir. Bugün bu ihtiyaç kardeşlik bilinciyle herkesin fikirlerine kulak vererek sorumluluk bilinciyle bünyemize alıp diksiyon ve güzel konuşma projesi kapsamında hayata geçirildi. Bugün burada yoldaşlar var. Şehrin öbür ucundan koşup gelen ve ben de varım diyen var. SSP olarak ellinin üzerinde proje askıya çıkarıldı. Kardeşlik bilinciyle bu projeler sahipleniliyor. Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Birimi sertifikalarını vermeye başladı. Üniversitemizin senatosunda SSP’nin sertifika verebileceği tespit edildi ve yetkinlik kendisine verildi. Tüm senato üyelerimize ve çalışma kurulu üyelerimizden Öğr. Grv. Hülya Çınar’a ve Yrd. Doç.Dr. Fulya Ünal Topçuoğlu’na gönüllü olarak vermiş oldukları eğitim için teşekkür ediyoruz. Sertifikalarını almaya hak kazanmış personelimizi kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.” Üniversitemiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yunus Erdoğan yaptığı konuşmasında, Sosyal Sorumluluk Projelerini gerçekleştirmiş olduğu bu programdan dolayı tebrik etti ve “Burada  kendinizi her zaman önemli hissetmenizi istiyoruz. Sizler bizim için çok değerlisiniz. Üniversitemize gelen öğrencilerimizi, misafirlerimizi öncelikle sizler karşılıyor, sizler uğurluyorsunuz. Yapmış olduğunuz  işler ile üniversitemize hizmet anlamında büyük değer katıyorsunuz. Her zaman kendinizi geliştirme çabası içerisinde olun. Değerli öğretim üyelerimize de hazırlanan eğitim programında gönüllü olarak vermiş oldukları eğitimden dolayı teşekkür ediyorum.” dedi ve Sosyal Sorumluluk Projeleri Çalışma Kurulunda yer alan Yrd. Doç. Dr. Fulya Topçuoğlu Ünal ile Öğr. Grv. Hülya Çınar’ a vermiş oldukları eğitimden dolayı Teşekkür Belgelerini takdim etti. Sosyal Sorumluluk Projeleri Eğitim Programına katılan personelimizin çoğunluğunun bayan olmasına dikkat çeken Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Bayram ise günümüzde çok yaşanan Kadına Şiddet olaylarına karşı personelimizi, bir araya gelerek proje çalışması yapmaya davet etti. Konuşmaların ardından Katılım Sertifikaları verildi.Programın sonunda bundan sonra açılacak olan Sertifika Programları ile ilgili yapılan  ankette öncelikli olarak “İletişim” üzerine eğitim düzenlenmesinin istendiğini belirten Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Şan, bu konuda Sosyal Sorumluluk Projeleri Çalışma Kurulu üyesi ve Rektör Danışmanı Yrd.Doç.Dr.Derya Ergun Özler ve Yrd. Doç.Dr. Ceren Giderler’den yeni bir Sertifika Eğitim programı sözü aldı. Program kokteyl ile sona erdi.  
Etkinlikler
01
Nisan
SYO Ebelik Bölümü 4. sınıf öğrencilerine mesleklerinin ilk teşekkür belgeleri
Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü 4. Sınıf öğrencilerine diploma sevincinin yanı sıra Mesleklerinin ilk Teşekkür Belgeleri Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Birimi tarafından verildi. DPÜ Sosyal  Sorumluluk Çerçeve Projesi kapsamında Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü öğretim üyesi ve Çalışma Kurulu üyemiz Yrd. Doç.Dr. Sultan GÜÇLÜ ve Arş. Grv. Ayşegül UNUTKAN ile  4. Sınıf öğrencileri tarafından gerçekleştirilen   “Aile İçi İletişim”, “Kadın Üreme Sistemi ve Doğum”, “Meme Kanseri ve Kendi Kendine Meme Muayenesi”, “Yenidoğan Bakımı, Anne Sütünün Önemi ve Emzirme Teknikleri”, “Otisitik Çocuklarda Ergenlik Dönemi” konularında “Sağlıklı Kadınlar Sağlıklı Yaşamlar” seminer programlarına katılan değerli öğretim üyelerimize ve öğrencilerimize teşekkür belgeleri tören ile Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Biriminde verildi. Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü öğretim üyesi  Yrd. Doç. Dr. Sultan GÜÇLÜ kısa bir açılış konuşması yaptı. Konuşmasında; Bugün burada toplumun bilinçlenmesinde emek harcayan öğrenci arkadaşlarımızın teşekkür belgelerini dağıtmak üzere toplandık. Biliyoruz ki topluma hizmet her bireyin sorumlulukları arasındadır ancak bu konuda bazı mesleklere daha fazla sorumluluk yüklenmiştir. Ebelik bu mesleklerden bir tanesidir. Halkın eğitilmesinde dolayısıyla sağlıklı toplumun sürdürülmesinde ebelere çok fazla iş düşmektedir. Bizde ebelik bölümü öğrencilerinin bu sorumluluk bilincini kazanabilmeleri için her yıl ebelik bölümü 4. sınıf öğrencilerinin sahada toplumu bilinçlendirme eğitimleri yapmalarını sağlıyoruz. Bu yılda, 8 ayrı halk eğitim merkezinde ‘Aile İçi Şiddetle Mücadele, Serviks ve Meme Kanserinin Önlenmesi, Kadın Sağlığı ve Doğum, Yenidoğan Sağlığı ve Emzirme Teknikleri ve Otistik Çocuklarda Ergenlik Problemleri’ ile ilgili eğitimler düzenledik ve ailelerin bu konuda bilinçlenmesini sağladık. Öğrencilerimizin burada kazandıkları sosyal sorumluluk bilincini hayatları boyu unutmayıp, meslek hayatlarının her anında toplumun bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi için çaba sarf etmelerini umuyorum ve öğrencilerimize meslek hayatlarında başarılar diliyorum.” dedi. Yönetim Kurulu üyemiz Doç. Dr. Kazım UYSAL, sağlığımızın önemine değindi. Sayın Uysal konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Sizler hepimiz için çok kıymetli olan bir değere hizmet ediyorsunuz. İnsan sağlığı her şeyden önemlidir. Hasta olan bir insan şifa bulması için dünya elinde olsa çekinmeden verebilir. Bundan dolayı sizlerin mesleğiniz, hizmet alanınız dünya kadar kıymetlidir. Bu kıymetli mesleğe sahip olmanızla, özellikle de genç yaşlarda sosyal sorumluluk bilincini kazanmış olmanızla iftihar edebilirsiniz. " Güçlü bir toplumun sağlıklı nesiller üzerine inşa edilebildiğini vurgulayan Doç. Dr. Kazım UYSAL bu konuda yürütülen eğitim çalışmalarında toplumumuzun halkımızın sağlığı için arkadaşlarımızın özverili bir şekilde çalışacaklarına inanıyorum diyerek öğrencilerimize meslek hayatlarında başarılar diledi. Son olarak Arş. Gör. ve Çalışma Kurulu üyemiz Ayşegül Unutkan’da toplumun sağlığının sürdürülmesinde ebelere çok önemli görevler düştüğünü ifade etti. Burada yapmış olduğumuz eğitimler, 4. sınıf öğrencilerimizin mesleki ve sosyal sorumluluklarını yerine getirmek adına yaptığı bir başlangıçtı diyerek sözlerine devam etti.  Öğrencilerin burada attıkları ilk adımı, topluma faydalı bireyler olmak adına, mesleklerine olan inançla bundan sonraki yaşamlarında sürdüreceklerine inancının tam olduğunu belirterek öğrencilerine başarılar diledi. Konuşmaların ardından, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman ŞAN’dan ve değerli hocalarımızdan Teşekkür Belgelerini alan öğrencilerimizi diploma sevinci için mezuniyet törenine uğurladık. Teşekkür Belgelerini alan Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü 4. Sınıf öğrencilerimiz Esra Akkurt Nazife Dal Esra Doğan Merve Harmandar Buket Karademir Esra Kuşcu Kübra Mangır Kübra Dinçkan Yesim Karaman Cansu Melike Kılınç Arzu Özsoy Dilek Tanır Cansu Taştekin Mihriban Tunca Hüsniye Yalçın Gizem Begüm Bülbül Fatma Nur Coşkun Nazife Deliktas Çiğdem Gökbaş Zeynep Gökdemir Elif İnan Merve Koca Vildan Özdemir Pınar Bakır Selvi Camgöz Kadriye Çidem Ayşe Gök Vildan Sahanoğlu Dilek Şener Sakine Uçar Yesim Yalçın Özlem Çalışmaz Dilek Karabacak Vildan Kaya Ayşe Koyulmuş  Rukiye Kuş Hazal Özcan Nurgül Suvay Esra Çakal Hatice Akarslan Tuğba Ceylan Melda Çırçır Senem Eker Seher Şeyma Hürata Filiz Öztürk Saliha Tosun Hatice Yalçın Betül Büşra Cebecioğlu Yasemin Arslan Necmiye Avşar Asena Elaldilar Yasemin Özkan Sevdanur Şahin  FezaYalçınkaya                                                                                                                 Nesime Gevri Gönül Aksu Yasemin Bozkurt Özlem Demiralay Hilal Gül Tuba Gülcemal Sefagül Sevilmiş Döndü Tosun Didem Turan
14
Mayıs
Resimlerle Rengarenk Kütahya Sergisi büyük beğeni gördü.
Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Birimi tarafından düzenlenen ve Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü öğretim üyesi ve Çalışma kurulu üyemiz Yrd. Doç.Dr. Pınar YAZKAÇ’ın   Resim Bölmü 3. sınıf öğrencileri ile birlikte Resimlerle Rengarenk Kütahya projesi kapsamında hazırladıkları “Ressam Ahmet Yakupoğlu’na Saygı Kütahya’ya Övgü” konulu “Resimlerle Rengarenk Kütahya” resim sergisinin açılışı 14 Mayıs 2014 Çarşamba günü saat 16.00’da Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü sergi salonunda Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Ahmet KARAASLAN ve eşi Cemile KARAASLAN, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman ŞAN ve eşi Ayşe ŞAN,  Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Nafi GÜRAL ve Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Ahmet ALTUNCU ve Sosyal Sorumluluk Projesi Resimlerle Rengarenk Kütahya Projesinin Koordinatörü Yrd. Doç.Dr. Pınar YAZKAÇ’ın açılış kurdelesini kesmesiyle gerçekleştirildi. İl Kültür ve Turizm Müdürü Zülkarni YELDEMEZ ve Kütahya’nın çok değerli sanat severlerinin de katıldığı sergi  büyük beğeni topladı. Sergi, Soma’da hayatını kaybeden maden işçilerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunması ile başladı. Resimlerle Rengarenk Kütahya Projesinin Koordinatörü ve sergiyi hazırlayan değerli öğretim üyesi Yrd. Doç.Dr. Pınar YAZKAÇ proje ile ilgili bilgi verdi ve açılış konuşmasını yapmak üzere üniversite rektörümüz Prof. Dr. Ahmet KARAASLAN’ı kürsüye davet etti. Prof. Dr. Ahmet KARAASLAN konuşmasında öncelikle sevinç içinde olmamız gereken bir günde Soma’da hayatını kaybeden maden işçilerimizin derin üzüntüsünü yaşıyoruz dedi. Daha sonra sözlerine üniversiteler sadece bilgi üreten öğrencileri ile ders paylaşan bir yer olmanın yanı sıra sosyal sorumluluk projeleri üreten ve hayata geçiren kurumlardır. Bu açıdan bizim üniversitemiz sayıları her geçen gün artan üniversitelerin içinde sosyal sorumluluk projeleri üreten bunu hayata geçiren bu projeleri olgunlaştırmak adına zaman ve bütçe ayırma bilincinde olan bir kurumuz. Kütahya; çeşmelerin, çınarların, çinilerin, sanatların şehri olan güzel bir yerdir. Sayın ressam Ahmet YAKUPOĞLU Kütahyalıdır, Kütahya’nın değeridir, yaptığı hiçbir resim sanal değildir, her bir resminin tabiatta karşılığı vardır. Ahmet YAKUPOĞLU; bütün servetini, eserlerini, evini, camisini üniversitemize bağışladı. Bu servet yapılan sosyal sorumluluk projeleri ile hayat buluyor. Bugün hayatta olan büyük ustanın ellerinden öpüyorum ve Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Birimini bu organizasyonu ile kutluyor ve hepinize katkılarınızdan dolayı teşekkür ediyorum diyerek sözlerini bitirdi. Daha sonra kürsüye davet edilen Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman ŞAN Sosyal Sorumluluk Projelerinin; şehrimizin kültür değerlerini öne çıkarmayı, zenginleştirmeyi ve aydınlatmayı hedeflediğini belirterek şunları söyledi; Sayın Ahmet Yakupoğlu şehrimizin en önemli kültür hazinelerinden biridir. Kütahya’mızın güzelliklerini  dünden bugüne en güzel şekilde aktarmıştır. O sevgi insanıdır, sanatında heyecanlıdır, samimidir.  Hepsinden de önemlisi o hep biz olmuştur, bizimle olmuştur.  Resim insanoğlunun evrensel dilidir. Projemiz bu bilinç ile yaptığı çalışmaları bugün sizler ile paylaşıyor. Resim bölümü öğrencilerimiz bir yıldır yoğun bir çalışma yürüttüler. Projenin koordinasyonunu sağlayan Pınar Hocamıza huzurunuzda teşekkür ediyorum. Öğrencilerimizin gelecek yıllarda çok daha değerli eserler vereceklerine inancımız tamdır. Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Birimi kültür değerlerimize katkı sağlamaya devam ediyor. “Dumlupınar Tarihinde Ortak Dil Kardeşlik” konulu poster yarışması açıldı, gençlerimiz çalışmalarına başladılar. Sosyal Sorumluluk Projelerinin hedefi kültürel hazinelerimizin yüzü olmaktır, evrensel değerlerde öncü olmaktır. Kütahya’nın kültür tarihi zengindir, evrenseldir, büyüktür. Bugün bahtiyarız ve diyoruz ki; büyüyen Kütahya gençlerimizin çalışmaları ile daha da büyüyor… Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sergi açılışımızda günün anlam ve önemi ile ilgili konuşma yapması için kürsüye davet edilen Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Nafi GÜRAL ; “Buraya gelmekte olağanüstü bir istek ve arzu hissettim. Çünkü sanat, herkese nasip olacak bir özellik değil, ben sanata karşı nitelikleri olamayan ama sanatçıya karşı yüksek derecede saygı ve sevgi besleyen bir arkadaşınızım. Etrafınıza bakın, parası, malı, mülkü olan hatırlanmaz ama sanatı olan insan sanatı ile hatırlanır. Sanat faaliyetlerine büyük önem veriyorum. Rektör hocamıza teşekkür ediyorum. Her ortamda her fırsatta sanata destek oluyor. Fırsat buldukça bu faaliyetlerde içerik alıyor. Sanatçılardan hem moral hem destek alıyor. Tabii üniversitemiz sanatçı yetiştiren bir kaynak olması üzerine apayrı bir yeri var.  İnşallah hep böyle başarılı işlerin yapılmış olduğunu görürüz” dedi. Konuşmaların ardından sergi salonundaki resimler sanat severlerin huzuruna açıldı. 
Haberler
Üniversitemiz ve Kütahya Kamu Hastaneleri Birliği Bir İlke İmza Atıyor
Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karaaslan yaptığı açıklamada, “Dumlupınar Üniversitesi ortaya koyduğu vizyon çerçevesince dünyanın tanıdığı marka üniversite olma yolunda hızla ilerliyor. Bilimsel çalışmaların yanı sıra sosyal sorumluluk projeleriyle de adından söz ettirme yolunda önemli projeler hayata geçirilmektedir. Bu projelerimizden biri de MS Hasta Eğitim Okuludur. Dumlupınar Üniversitesi, Kamu Hastaneleri Birliği ile birlikte Dumlupınar Üniversitesi Evliya Çelebi Yerleşkemizde bu okulu açıyoruz. Açılan MS Hasta Eğitimi Okulu, MS hastalarını hastalıkları ile ilgili bilinçlendirme,  yaşam kalitelerini artırma ve toplumda MS konusunda farkındalık oluşturma gibi misyonları üstelenecek” dedi.   Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Birimi ile birlikte MS Hasta Eğitim Okulu Projesinin gerçekleştirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Mithat Ekici, “MS Hasta Eğitim Okulu Projesi Türkiye’de örnek bir proje olacaktır. Bu tür projelerin hayata geçirilmesi ile hastalara ve onların yakın çevresine hastalık ile ilgili yapılan bilinçlendirme, kişinin hayatını sürdürürken karşılaşacağı sorunlara yönelik ne gibi önlemlerin alınacağı, hastalık anında nasıl davranılması gerektiği ve yakın çevresinin bu esnada nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda bilinçlenmelerini sağlayacaktır” dedi   Üniversitemiz Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Şan da yaptığı açıklamada, Sosyal Sorumluluk Projeleri Birimi olarak, toplum hayatına, eğitim hayatına katkılar sağlayacak projelerin hayatiyet kazanmasına önem verdiklerini vurgulayarak; MS hasta eğitim okul unun MS hastalarına sosyal alan sağlayarak yaşam kalitelerini arttıracak etkinlikler sunacağını ve bu okulun altyapısının yeni eğitim-öğretim yılına kadar tamamlanacağını ifade etti.   Prof. Dr. Osman Şan MS Hasta Eğitim Okulu’nun işlevi hakkında da şunları söyledi: “Bu okula katılmak isteyen hastalar tedavi gördükleri hastanelerden bağımsız olarak gönüllülük esası ile kayıt yaptırırlar. Okulda herhangi bir hastalık muayenesi veya tetkikleri yapılmaz. Hastaların mevcut sorunlarına yönelik sosyal, fizik egzersiz, spor, müzik, görsel sanatlar eğitimi, öz bakım, hastalığın anlatıldığı ve hasta paylaşımlarının olduğu eğitim toplantıları yapılır. Bu programlarda görev alacak gönüllü personel mutlaka proje hakkında ön eğitimden geçirilecek ve konunun uzmanlarının görev almaları sağlanacaktır. Bu amaçla; Tıp Fakültesi öğrencileri, Nöroloji ve Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümlerinden gönüllü asistan ya da öğretim üyeleri, Üroloji bölümünden gönüllü öğretim üyesi, BESYO da görevli asistan ya da öğretim üyeleri, Sağlık Yüksek Okulu bünyesinde Fizyoterapi Bölümünde görevli asistan, öğretim üyeleri ve öğrenciler, Mühendislik Fakültesi Sosyal ve Teknik Girişimcilik Kurulu öğretim üyeleri, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu öğretim elemanı ve öğrencileri ile sosyal hizmet uzmanlarından ekip oluşturulması planlanmaktadır.   Üniversitemiz Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve MS Hasta Eğitim Okulu Proje Yöneticisi Doç. Dr. Sibel Canbaz Kabay,  Multiple Skleroz (MS) hastalığı; tekrarlayan ataklarla başlayan ve gözde puslu görme veya görme kaybı, çift görme, bacaklarda uyuşma-güçsüzlük, dengesizlik oluşturan bir merkezi sinir sistemi hastalığı olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: “Bu ataklar en az 24 saat sürmekle beraber genel olarak birkaç hafta devam edebilir ve sonrasında kendiliğinden ya da ilaç tedavisi ile büyük oranda veya tamamen ortadan kalkabilir.  Bazı durumlarda ataklar devam eder ve kalıcı nörolojik bulgulara yol açar. Bazı durumlarda da nörolojik bulgular yavaş ilerleyici bir seyir gösterebilir ve birey hayatını bu hastalık ile birlikte sürdürmek durumunda kalır. Multiple Skleroz (MS) hastalığı ile yaşamak durumunda kalan hastaların hayatlarını kolaylaştırıcı eğitimlere ihtiyaçları vardır. Aynı zamanda hastanın sosyal bir birey olarak hayatın içerisinde kalması için hem bireysel ve hem de toplum ile entegre aktivitelerin sürekli ve düzenli olarak yapılması veya yaptırılması gerekmektedir. MS hastaları sosyal anlamda hastalıklarının toplumda yeterli derecede bilinmemesi nedeniyle gerek fiziksel, gerek ruhsal, gerek toplumsal açıdan sosyal sorunlar yaşamakta bu hastaların bir kısmı tanı konulduktan ve hastalıkları ilerlemeye başladıktan sonra ev ve aile içinde sorunlar yaşamakta, toplumda stigmatizasyona (damgalama) maruz kalmakta, iş yaşamlarında güçlüklerle karşılaşmakta hatta çalışma hayatlarına son vermek zorunda kalmaktadırlar. Bilinçli toplumlarda hasta eğitim okulları ya da hasta derneklerinin yaygınlaşması ile bu ve benzeri kronik hastalıklar toplum tarafından daha iyi tanınmakta ve hastaların yaşamın içinde tutulması sağlanmaktadır.”   MS Hasta Eğitim Okulu projesi ile ilgili de bilgiler veren Doç. Dr. Sibel Canbaz Kabay, Multiple Skleroz hasta eğitim okulu projesi, kronik nörodejeneratif otoimmun inflamatuar bir hastalık olan MS hastalığı hakkında toplum farkındalığını oluşturmak, 20-40 yaşları arasında başlayan ve ömür boyu bu hastalıkla yaşamak zorunda kalan MS hastalarını sosyal, fiziksel ve ruhsal açıdan desteklemek sorumluluğu ile oluşturulmuş bir proje olduğunu  ifade etti.   Doç. Dr. Kabay, önerilen projenin Multiple Skleroz (MS) hastalığındaki nörolojik etkilerin seyrini azaltıcı eğim süreçleri içerdiğini ve sosyal aktiviteler ile hastanın yaşam içerisinde kalmasını temin ederek olası iş görme kayıpları ve aile içi iletişim kazalarını önleyecek çalışmalar sunmayı sorumluluk edindiğini söyledi.   Sosyal sorumluluk bilinci ile hizmet vermeyi amaçlayan MS Hasta Eğitim Okulu ofisleri hakkında da bilgi veren Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Sibel Canbaz Kabay,  proje kapsamında; Eğitim Ofisleri( Nörolojik Eğitim Ofisi, Fizyoterapi ve FTR Eğitim Ofisi), Nörojen Mesane Eğitim Ofisi, (Nöroüroloji Birimi), Sanatsal Faaliyetler Ofisi, Sportif Faaliyetler Ofisi, Rehabilitasyon Destek Ofisi, Psikoterapi Ofisi, Sosyal Hizmet Destek Ofisi, Seyahat ve Konaklama Destek Ofisi, Diyetisyenlik Ofisi, Ağız Diş Sağlığı ve Öz Bakım Kontrolü Ofisi Sosyal Girişimcilik Destek Ofisi  gibi ofislerin hizmet vereceğini bildirdi.  
Leeds Üniversitesi’nden Üniversitemize Ziyaret
Kütahya bölgesindeki maden alanlarına teknik bir gezi yapmak amacıyla İngiltere Leeds Üniversitesi’nden bir grup, Üniversitemizi ziyaret etti. Bu ziyaret, Dumlupınar Üniversitesi Dış İlişkiler Ofisi & Maden Mühendisliği Bölümü ile Leeds Üniversitesi Proses, Çevre–Malzeme Mühendisliği Bölümü arasında yapılan işbirliği ile organize edildi. Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karaaslan’ı makamında ziyaret ile başlayan teknik gezide Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Kaan Erarslan, Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim elemanlarından Prof. Dr. İ. Göktay Ediz,  Doç. Dr. Hakan Aykul, Yrd. Doç. Dr. Oktay Şahbaz ile Dış İlişkiler Ofisi çalışanları gelen gruba Türkiye, Kütahya ve DPÜ hakkında detaylı bilgiler verdi. Leeds Ekibi bu teknik gezi kapsamında İleri Teknolojiler Merkezi laboratuvarlarını ziyaret etti, sonrasında Seyitömer Açık Ocak İşletmesini, Garp Linyit İşletmeleri Yeraltı Ocağını, Emet Bor İşletmesini, Hürok Mermer Fabrikasını ve Kümaş Manyezit İşletmesini ziyaret ettiler. Leeds Üniversitesi’nden gelen ekibe, yer altı ve yer üstü madenleri ile cevher hazırlama tesisleri ve prosesleri hakkında teorik ve uygulamalı bilgiler verildi. Bazı öğrenciler, ilk kez bir yer altı madenine girdiklerini ve bir bor madeni gördüklerini dile getirmiş olup bu durumun kariyerleri için önemli bir deneyim olduğunu belirttiler. Ayrıca mimari açıdan da çok farklı bir üniversite olduğunun vurgusunu yaparak Üniversitemize hayran kaldıklarını söylediler. Bu teknik gezi sırasında gösterdikleri özveri nedeniyle yukarıda bahsi geçen tüm kurumlara teşekkürü bir borç bildiklerini ifade eden Prof. Dr. İ. Göktay Ediz, bu tip çalışmaların uluslararası bağlantılar adına önemli olmasının yanı sıra şehrimize de katkıları olduğunu belirtti.
Teknoloji Fakültesi Mezunları Mühendis Unvanını Kullanabilecekler
Simav Teknoloji Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Muammer Gavas önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Muammer Gavas şunları belirtti: “Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından gönderilen 08/07/2014 tarih ve 40513 sayılı yazıyla, Mühendislik Fakülteleri ve Teknoloji Fakülteleri bünyesinde bulunan ilgili mühendislik programlarının ve eşdeğer olduğu ilgili mühendislik programlarından mezun olan öğrencilerin mühendis unvanını kullanabileceklerine karar verildiği bildirildi.” Teknoloji Fakültesi mezunlarının mühendis unvanını kullanabileceklerine ilişkin yaptığı değerlendirmede Prof. Dr. Muammer Gavas, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “08/07/2014 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulu toplantısında; Danıştay İdari Davalar Kurulu'nun, Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 2013/9785 Esas sayılı ara kararı ile ilgili; 24/07/2013 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulunda Üniversitelerarası Kurulu'nun görüşü alınmadan, Teknoloji Fakültesi ile Mühendislik Fakültesi bünyesinde yer alan aynı isimli mühendislik programlarının birbirleri ile eşdeğer olduğuna, Teknoloji Fakültelerinin Mühendislik programlarından mezun olanların da ilgili dalın Mühendisi unvanını kullanacağına karar verildiğinden söz konusu kurul kararına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verildiği dikkate alınarak, 27/03/2013 tarih ve 2013.23.5131 sayılı Yürütme Kurulu kararının iptal edilmesine karar verilmişti ancak öğrencilerimizi mağdur edebilecek bu durum giderilmiştir. 19/06/2014 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul toplantısında konuya ilişkin Yürütme kuruluna verilen yetkiye dayanarak 43/b maddesi uyarınca, Üniversitelerarası Kurulun görüşü de dikkate alınarak, Mühendislik Fakülteleri ve Teknoloji Fakülteleri bünyesinde bulunan ilgili mühendislik programlarının eşdeğer olduğu ve ilgili mühendislik programlarından mezun olan öğrencilerin mühendis unvanını kullanabileceklerine karar verildiği belirtilmiştir. Dolayısıyla Fakültemizin her hangi bir mühendislik programından mezun olabilecek öğrenciler mühendis unvanını kullanabileceklerdir.”

Notice: Undefined index: 33Popup in /var/www/birimler/app/views/index/mavi_ay_tema/footer_view.php on line 45