Hasta Eğitiminde Ebru Çalışmaları Üzerine Söyleşi
Üniversitemiz bünyesinde, Kamu Hastaneler Birliği paydaşlığı ile altı ay önce hizmet vermeye başlayan MS Hasta Eğitim Okulunda; nörolojik, fizyoterapi ve FTR, nörojen mesane eğitimi, psikoterapi, ağız diş sağlığı ve öz bakım kontrolü destek faaliyetlerinin yanı sıra sanatsal ve sportif faaliyetler de yer almaktadır. Burada hedef hastanın sosyal bir birey olarak hayatın içerisinde kalmasını sağlamaktır. Okul Multiple Skleroz hastalığı ile ömür boyu yaşamak zorunda kalan hastaları sosyal, fiziksel ve ruhsal açıdan destekleme misyonuyla kurulmuştur. Ebru dersleri Yrd. Doç. Dr. Pınar YAZKAÇ hocamız tarafından verilmektedir. Hocamız ile ebru sanatı ve bu sanatın hasta eğitiminde kullanılması üzerine söyleşi gerçekleştirdik. Sayın Hocam Ebru sanatı bizim geleneksel Türk sanatımız olarak bilinir. Gerçekten Türk sanatı mıdır? Sanat tarihçilerinin menşeini Uzak Doğu veya Orta Asya olarak gösterdikleri ebru sanatına en çok hizmet eden ve onu kendisine mal etmiş olanlar Türklerdir. Ebru bir Türk sanatıdır diyebilirim, bunun en önemli delili de, bütün dillerdeki ebru terminolojisinin Türkçe olması ve ebrunun dünyada “Türk kâğıdı” olarak bilinmesidir. Anadolu’da beş yüz yılı aşkın bir süredir icra edildiği bilinen ve ebru yapılan her ülkeye ve o ülkenin diline “battal, kumlu, taraklı, hatîb, şal, gelgit” gibi terminolojisiyle birlikte yerleşerek yüz yıllarca “Türk kâğıdı” olarak isimlendirilmiştir. Sayın Hocam bu sanatın hasta eğitimi ile ilişkisi nedir? Türk süsleme sanatlarımızdan olan ebru, sanat olmanın ötesinde kişinin ruh dünyası üzerinde olumlu etki oluşturması yönüyle de ilgi çekicidir. Kişiye sabırlı olmayı öğretirken; zihnini, duygularını ve bedenini bütünleştirip stres ve endişeden uzaklaşmasını da sağlamaktadır. Günümüzde Ebru sanatının psikiyatri alanında terapi amaçlı kullanımı da yaygınlaşmaktadır.  Suda yüzdürülen renklerle elde edilen Ebru sanatında, her biri diğerinden farklı, benzeri ve tekrarı mümkün olmayan bambaşka bir dünyaya kapılarını açıyor… Suyun rüyası ya da renklerin su üzerindeki dansları… Ebru teknesinin başına geçen kişi kendi ruh halinin resmini yapar. O gün içinde bulunduğu hâli adeta renklere yansıtır. Ruh dünyanızı çizebiliyorsanız, onu seyredebiliyorsanız, parmaklarınızla dokunabiliyorsanız siz yalnız değilsiniz. İnsanda paylaşma sevincini arttırdığı gibi sıkıntı ve stresi de yok eder. Ebru yaparken hastalarınızı izliyorsunuzdur, bize onları anlatır mısınız? Ebru yapan hastalarımızın, yaşadıkları sıkıntıları unuttuklarını ve rahatladıklarını fark ediyoruz. Yeni başlayan hastalar elbette telaşlı ve dikkatsiz olabiliyorlar. Onlara tekrar tekrar gösterip uygulatmak ve iyi sonuçlar almalarını sağlamak, hem onları hem de bizleri sevindiriyor.  Çalışmalara başlarken hastaların özensiz ve rastgele ebru yapmaya çalıştıklarını görüyoruz. Fakat bu çalışmalar zamanla yerini daha dikkatli ve daha zevkli çalışmalara bırakıyor. Elbette hem öğrenen hem de öğreten için sabır birinci şart. Hastalarımıza önce fırçayı tutma ve boyayı serpme tekniklerini öğretiyoruz. Daha sonra tekne ve boyaların denge ve ayarlarında kontrollü olma becerisini kazandırmaya çalışıyoruz. Sağlam bir battal ebrusu yapmanın püf noktalarını, nerede durulması gerektiğinin önemini anlatıyoruz. Ebru tekniklerinden; battal, gel-git, taraklı, şal, somaki, klasik çiçek, hatip, dalgalı ebru gibi farklı teknikler gösteriyoruz. Burada Ebru aslında terapi amaçlı yapılıyor ama esas olan bunu bir meşguliyet, dinlenme, yararlı zaman geçirme ve ortak alan paylaşma gibi amaçlarla destekliyoruz. Hastalarımızı, teknik açıdan birkaç müdahale dışında tamamen serbest çalışmaları konusunda yönlendiriyoruz. Bu bakışla hastaların içinde bulundukları ruh hallerini renklerle ve desenle dışa vurmalarını sağlamayı amaçlıyoruz ve Onlar bunu çok güzel bir biçimde başardılar. Aslında maksadımız ve önemli olan kusursuz ebru yapmaları değildi. Malzemeyi özgürce ve spontane kullanarak iç dünyalarını yansıtmalarını amaçlıyoruz. Kullanılan boyalar kimyasallar sağlık için zararlı değil mi? Ebru’da tamamıyla geleneksel ebruda kullanılan doğal malzemeleri kullanıyoruz. Kitre, öd, toprak boyalar ve şamua kâğıt. Fırçalarımız gül dalı ve at kılından yapılmış. Bütün öncelikle de su, malzemenin doğal ve el yapımı olması, sağlığa zararlı hiçbir kimyasal madde kullanılmaması önemli, bunlar ebrunun rahatlatıcı özelliğini arttırıyor. Biliyorsunuz insan vücudunun 4/3 ü su, dünyamızın da su dengesi aynı oranlara dayanıyor. Hareket eden su, pozitif iyonlar yaydığından insanlar üzerinde olumlu etkileri oluyor. Yani suyun rahatlatıcı bir etkisi olduğu fiziksel ve kimyasal olarak, bilim insanları tarafından ispatlanmış durumda. Hastaları nasıl motive ediyorsunuz, belki de ilk defa böyle bir sanatla tanışıyorlar? Çalışmalarımızı önce öğrencilerimize bizler gösteriyoruz, sonra bireysel olarak tek başına denemelerini sağlıyoruz. Birkaç denemeden sonra hastalar genellikle kendilerini rahatlamış, hafiflemiş ve dinlenmiş hissediyorlar. Bunu hem hastalarımız kendileri ifade ediyor, hem de bizler gözlemleyebiliyoruz. İsteksiz, negatif bir tavırla gelenler giderken gülümsüyorlar, teşekkür ediyorlar. Çalışma bittiğinde hemen herkes bir sonraki çalışmanın ne zaman olacağını soruyor. Ebruyu ilk kez yapacağı için yapmak istemeyen, yapamam diye çekinen kişiler, teknenin başına geçerek yapabildiğini gördüğünde, zannettiği kadar zor bir iş olmadığını fark edince hastanın kendine güveni de geliyor. Hastalar ebru yaparken meşgul oluyorlar, bir şekilde meşguliyet terapisi. Sizce ebru yapmayı diğer sanatsal çalışmalardan ayıran nedir, şunu demek istiyorum; tedavide farklı yeri nedir? Ebru yaparken özgür iradeniz kısıtlıdır; damlaların düşeceği yeri, büyüklüklerini kontrol edemediğinizi anlarsınız. Kontrolün yüzde yüz ebru yapanda olmadığını, ebruda kişinin iradesini aşan yönlerin olduğunu görüyorsunuz. Bu mükemmeliyetçi ve takıntılı kişilerin her şeyi kontrol edemeyeceklerini idrak etmelerini sağlıyor. Yani bir yerde tevekkel olma hali… Hastalar ebru yapmaya yoğunlaştıklarında,  “ân’ı yaşamanın önemini kavrıyor. Burada geçmişin sıkıntılarından, geleceğin kaygılarından uzaklaşıyorlar. Kişi olumsuz duygu ve düşüncelerden uzaklaşıyor. Ebru yaparken insanın aklına kötü bir şey gelmesi imkânsız… Çünkü Ebru statik değildir, hareket vardır. Sudaki renk ve desenler sürekli değişir. Bu da hastaların zihinlerinin olumsuz düşüncelerden uzaklaşmasını sağlıyor.   Suyla ve renklerle oyun oynama,  hastalara uzun zamandır unuttukları çocukluklarını yeniden hatırlatır, stres ve endişeden uzaklaştırıp rahatlatır. Ebruda kişiler iç dünyalarını farkında olmadan, kendiliğinden yansıtırlar. Tıpkı bir ayna vazifesi görür ebru… Kişi bilinçli olarak kendisini farklı, iyi ya da kötü göstermek isteyebilir ama ebru teknesine düşen damlalar ve kullandığı renkler, şekillendirme tarzıyla kişinin iç dünyasını yansıtır. “Bugün karamsar bir ebru yapacağım” diyen bir hastanın rengârenk, cıvıl cıvıl bir ebru yaptığını, “canım sıkılıyor, koyu renkler kullanacağım” diyen bir hastanın pembe, sarı, açık mavi kullandığını gözlemledim. Yansıma spontane gelişiyor. Hastalar sözel olarak ifade edemediklerini farkında olmadan suya yansıtıyorlar, duygularının dışavurumunu görüyoruz suda. Ebru, sabırlı olmayı gerektirir, kontrolün tamamen kişinin kendisinde olmaması ise kişiye “olanı kabul etme” olgusunu öğretir. Ebru, kişiyi günlük hayatından çıkartarak ruh dinginliği sağlar. Ebru yapan kişi, o an ki duygu ve düşüncelerini, renk ve desen olarak dışa vurabilir, kendisiyle ilgili yepyeni bir bakış açısı kazanır, dikkatini suya ve renklerin hareketine yoğunlaştırdığında ise gerginliği azalır, zamanın nasıl geçtiğini fark etmez. Hastaların yaptığı ebruya baktığınızda hastanızı nasıl analiz edersiniz? Ebru sanatı kişilerin iyileştirici yönünde etkisi olduğu gibi gözlemleme açısından bize yol gösterici işaretler veriyor. Buraya gelen hastalarımız kendi becerilerini keşfetmiş oluyor ve bunların da pozitif bir yansıması oluyor. Ebru sanatında kullandıkları renkli boyalarla farklı desenler ortaya çıkarıyorlar. Burada da kişinin iç ve ruhsal dünyası doğrudan resimlere aktarılıyor. Hiperaktif hastamızın daha yoğun ve canlı renkte boyalar kullandığını görüyoruz. Çekingen durumda olan hastamızın daha az boya ve koyu renkte boyalar kullandığını düşünüyoruz. Bunlar hastalıkların takibinde de bize yol gösterici oluyor. Hasta okulu sizce hastalara ne kazandırdı? MS Okuluna gelen hastaların terapilerle sosyalleştiklerini, kendilerini ifade edebildiklerini ve özgüvenlerinin arttığını söyleyebiliriz. Kişiyi topluma katacak, kendi iç dünyasındaki becerileri açığa çıkaracak bir takım aktiviteler yapılmalı. Bu bağlamda sanatın çeşitli dallarından, ebru, seramik, takı, resim gibi teknikler uygulanmalıdır. Yurt dışında da ebru sanatı terapi olarak kullanılıyor mu? Elbette… Örneğin yurtdışında da çok sayıda öğrencileri olan değerli sanatkârımız ebrucu Hikmet Barutçugil, Amerika, Almanya, Avusturya, İsviçre, İspanya, Japonya, İngiltere, Pakistan, Suriye gibi ülkelerde sergi, konferans ve kurslar vermek üzere yıllardır seyahat ediyor. Dr. Gerhard Kadir Tuçek'in kurucu müdürlüğünü yaptığı Avusturya Etnomüzikoloji Enstitüsü öğrencileri de müzikterapi eğitimi dışında Barutçugil'den aldıkları ebru eğitimlerini, Türkiye'de Ebristan'a gelerek tamamlıyor ve mezuniyet diplomalarını alıyorlar. Barutçugil'in öğrencileri daha sonra Almanya, Avusturya, İsviçre, İspanya ve İtalya'da hastane ve özel kliniklerde hastaların tedavisinde ebru sanatından faydalanıyorlar. Klagenfurt Hastanesi Pskiyatri Hastanesi, psikiyatrist doktorları da hastalarının tedavilerinde ebru sanatını kullanıyor. Bir başka örnek; Hollanda'da faaliyet gösteren Rumi Sanat Enstitüsü, hafif psikolojik sorunları olan insanlara ebru sanatı aracılığıyla terapi imkanı sağlıyor. Rotterdam şehrinde hat ve ebru dersleri veren Dr. Mehmet Refii Kileci Ebrunun önemini, "Osmanlı döneminde musiki makamları bir tedavi aracı olarak kullanılmış. Hastanelerde farklı makamlarda hastalara uygulanarak olumlu sonuçlar elde edilmiş. Ebrunun da insanları ruhen rahatlatması durumu yeni keşfedildi. Biz de Türk musikisindeki makamlardan istifa ederek, ebruyu bir terapi vasıtası ve aracı olarak kullanıyoruz. Hollanda'daki çeşitli psikiyatri kliniklerinden hafif sıkıntılı hastalar bize geliyor. Onları ebru sanatı ile rahatlıyoruz." şeklinde ifade etmiştir. Refii Kileci, şu ana kadar 500'den fazla insana ebru kursu verdiklerini ve 6 Hollandalının da kendi öğrencilerine bu sanatı yaymaya başladıklarını aktardı. Bizim ülkemizde durum nedir? Yapılan uygulamalar hakkında bilgi verebilir misiniz? Ülkemizden örnek verecek olursak; İstanbul NP (Nöröpsikiyatri) Hastanesinde de; danışanların patolojilerini azaltmak, sağlıklarını sürdürebilmeleri ve sosyalleşmeleri için yardımcı olmak, özgüvenlerini, çeşitli becerilerini ve yeteneklerini geliştirmelerini sağlamak, boş zamanlarını verimli bir şekilde değerlendirmelerinin yaşam kalitesini arttırmak amacıyla müzik, resim-el sanatları, spor ve ebru sanatını içeren ergoterapi (sanat terapisi) çalışmaları yürütülmektedir. Yine ülkemizden bir başka güzel örnek; Bilecik Devlet Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı (TRSM) Sorumlusu Psikiyatri Uzmanı Hülya Turgut, merkezde 1 sosyal hizmet uzmanı, 3 psikolog ve 2 yardımcı sağlık personeli ile 141 kişiye hizmet verdiklerini söylemiştir. Ebru sanatının hastalara artı katan bir sanat olduğunu ifade eden Turgut, psikiyatri hastaları ile ruhsal sıkıntıları olan kişilerin sadece ilaçla tedavi edilmelerinin eksik bir tarafının olduğunu ve bu bağlamda sanat terapileri içerisinde yer alan ebru sanatının yoğun ilgi görerek ve fayda sağladığını kaydetmiştir. Ebru çalışmalarınızda öğrencilerinizde yer alıyor, kim bunlar, sizin seçtiğiniz öğrenciler mi? Hastalarımıza ebru eğitimini Dumlupınar Üniversitesi, Gelenekli Türk El Sanatları Topluluğu olarak veriyoruz.  Topluluktaki öğrencilerimiz Güzel Sanatlar Fakültesi 4. sınıf girişimcilik dersini alan gönüllülerden oluşuyor. Gönüllü olarak çalışan öğrenciler; gönülden gönüllere yol yapan, yol bulan güzel insanlar. Onlar geleneksel Türk sanatımızı tanıtmak, sevdirmek davasında olan gençlerimiz… Saygı değer hocamıza değerli çalışmalarından ve verdiği bilgilerden dolayı teşekkür ediyoruz…  
DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ’NİN HALK EĞİTİM MERKEZİNDE NÖROLOJİ UZMANI DOÇ.DR.SİBEL CANBAZ KABAY TARAFINDAN VERİLEN MS VE MS HASTA EĞİTİM OKULU KONULU HALKA AÇIK KONFERANSI
SERTİFİKA TÖRENİ
2013-9 Sosyal Sorumluluk Çerçeve Projesi kapsamında Sağlık Yüksekokulu tarafından düzenlenen "Üreme Sağlığı Akran Eğitimi" konulu Bilimsel Araştırma Projesi’nin (Proje No: 2014-89) kapanış töreni Güzel Sanatlar Fakültesi Kırmızı Salon’da gerçekleştirildi. Hemşirelik Bölümü son sınıf öğrencileri tarafından Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerine 25.11.2014-05.12.2014 tarihleri arasında "Gençlerin Cinsel ve Üreme Hakları, Toplumsal Cinsiyet, Gençlerde Sık Görülen Sağlık Problemleri, Gençlerin Riskli Davranışları, Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar, Aile İçi İletişim ve Aile İçi Şiddet" konularında seminerler verildi. Verilen eğitimlerden sonra yapılan sınavda başarılı olan Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerine, Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetici Birimi tarafından katılım belgeleri, seminerleri sunan Hemşirelik Bölümü öğrencilerine ise teşekkür belgeleri verildi. Ayrıca proje kapsamında seminerlere düzenli katılım gösteren öğrencilere çekilişle hediyeler dağıtıldı. Proje yürütücüsü Yrd. Doç. Dr. Sultan Güçlü'ye Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Altuncu tarafından, teşekkür belgesi ile fakülte tarafından yapılan bir eser hediye edildi. Projede görevli Arş. Gör. Emel Elem ve Arş. Gör. Ayşegül Unutkan'a teşekkür belgelerini ise Prof. Dr. Osman Şan ve Yrd. Doç. Dr. Mahmut Ayhan takdim etti. Tören sonunda projede görev alan öğretim elemanları ve Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyelerimiz teşekkürlerini sundu. Kapanış kokteyli ile tören sona erdi.
KÜTAHYA MS HASTA EĞİTİM OKULU YÜZLERİ GÜLÜMSETİYOR
Dumlupınar Üniversitesi’ Üniversite ile Kamu Hastaneler Birliği paydaşlığı ile altı ay önce açılan “MS Hasta Eğitim Okulu” hastaların yüzünü gülümsetiyor. MS Hasta Eğitim Okulu’nda, hastaların hayatını kolaylaştıran eğitimler veriliyor ve sosyal birey olarak hayatın içerisinde kalmasını sağlayacak etkinlikler düzenleniyor. MS Hasta Eğitim Okulu ile ilgili açıklamalarda bulunan Proje Yöneticisi Prof. Dr. Osman Şan şu açıklamalarda bulundu: “20-40 yaş arası başlayan ve merkezi sinir sistemini etkileyen Multiple Skleroz hastalığı ile ömür boyu yaşamak zorunda kalan hastalar için sosyal, fiziksel ve ruhsal açıdan destekleme misyonuyla kurulan okulda; nörolojik, fizyoterapi ve FTR, nörojen mesane eğitim ofisleri ile sanatsal ve sportif faaliyetler, psikoterapi, sosyal hizmet destek, ağız diş sağlığı ve öz bakım kontrolü ofisleri bulunmaktadır. Hastalar Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri şehirden ücretsiz servis ve üniversitede öğle yemeği imkanlarıyla, 10:00-16:00 saatleri arasında eğitim ofislerine katılarak hastalığa karşı daha güçlü olmayı öğreniyorlar. “   MS Hasta Eğitim Okulu’nun 6 aylık faaliyeti meyvelerini vermeye başladığını belirten Prof.Dr. Osman Şan, “MS Hasta Eğitim Okulu’na gelen her bir hastanın ayrı bir hikayesi vardı. Hastalarımız, okulun hayatlarına yaşam kalitesi kazandırdığı söylüyorlar. “15 yıllık MS olan hastamız ‘yürürken, oturup kalkarken düşüyordum artık düşmüyorum” Hastalarımızın MS Hasta Eğitim Okulu ile ilgili söyledikleri şöyle: “37 yaşında 6 yıllık MS hastası olan bir hastamız ‘artık bacaklarımı kıvırabiliyorum’ 35 yaşında 10 yıllık MS tanısı olan diğer hastamız ‘okul sayesinde hareket kısıtlılığım azaldı, günlük işlerimi yapabiliyorum’ 40 yaşında 15 yıllık MS olan hastamız ‘yürürken, oturup kalkarken düşüyordum artık dengem daha iyi, özgüvenimi de kazandım’ 30 yaşında 12 yıllık MS tanısı olan hastamız ‘çay ikramlarında tepsi taşıyamıyordum artık kendi ikramlarımı kendim yapabiliyorum, hırkamın düğmelerini de kendim ilikliyorum’ Hastamız bir konuda da itirafta bulunuyor ‘buradaki eğitimin bana bu kadar faydalı olacağına çokta inanmamıştım ancak bunlar sayesinde parmaklarım düzeldi çok mutluyum” ifadesini kullanıyor. Bir diğer hastamız 34 yaşında ve 14 yıllık MS tanısı, bugün geldiği noktayı şu şekilde açıklıyor ‘okul öncesinde hastalığımı çocuğuma bile anlatamadım, ağlama nöbetlerim oluyordu, artık ailem MS hasta okulu sayesinde sakarlıklarımla baş edebileceğimi gördü, her geçen gün daha iyi olacağıma inanıyorlar.” Proje Yöneticisi Prof. Dr. Osman Şan yaptığı değerlendirmede ise şu açıkalmaları yaptı: ‘Hastalarımızın geleceğe umutla bakmalarını önemsiyoruz. Okulumuzun bunu sağladığını ve hastalarımızın günlük hayatlarını kolaylaştırdığını görmekten mutlu oluyoruz. Bu başarı yalnızca bir kişi ve kurumun değildir. Kamu Hastaneler Birliği yapabileceği ne varsa yapıyor, Kütahya Belediyemiz hastalarımızı şehirden okula taşıyor. Okulun ihtiyacı olan eğitim malzemeleri Kütahya sanayisinden karşılanıyor. Hastalarımızın yemeklerini ofislerine kadar gönüllü taşıyan arkadaşlarımız var. Üniversite hocalarımız en değerli zamanlarını ayırıyor. Fayda üretmede gönül birliği sağlamış bir ekibiz. Ümidim odur ki diğer kronik hastalıklar için de benzer okullar açabilelim.” Proje koordinatörü Doç. Dr. Sibel CANBAZ KABAY yaptığı açıklamada “MS hastaları ve MS hastası olmayanlarda da MS farkındalığı oluşturabilmek adına “sosyal sorumluluk projesi” olan hasta okulumuzun yüzleri gülümsettiğini görmek en büyük gayemizdi. Daha çok hastamıza ulaşmak, MS’i hastane dışı ortamda da tanımalarını sağlamak adına çalışmalarımız hızla devam edecektir” diyerek hasta okulunun umut vermeye devam edeceğini belirtti.  Gönüllülük esası ile çalışan MS Hasta Eğitim Okulu ekibi kadrosu her geçen gün artıyor. Proje Yöneticisi Prof.Dr. Osman Şan, Proje Koordinatörü Doç.Dr. Sibel Canbaz Kabay, Sosyal Hizmet Uzmanı Murat Işık, Psikolog Esma Kiraz, Resim dersimiz için Yrd. Doç.Dr. Birnaz Er, Seramik dersimiz için Öğr.Grv. Fikret Aydoğdu, Ebru dersimiz için Yrd. Doç.Dr. Pınar Yazkaç, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon için Yrd.Doç.Dr. Meltem Işıntaş Arık, Beden Eğitimi ve sportif aktiviteler için Öğr.Grv. Şule Bişgin, Ağız Diş Sağlığı için Yrd.Doç. Dr. Müjgan Güngör Hatipoğlu ve Yrd.Doç.Dr. Hasan Hatipoğlu, Fotoğrafçılık için Yrd.Doç. Dr. Faik YAYLAK, Yrd.Doç.Dr. Müjgan HATİPOĞLU, Av. Oğuz Avseven, Müzik için Beste Melis Turfan, Seyahat ve Konaklama Uğur Ceylan, Sekreter Gökhan Aydın, Hemşire Hacer Dumanlar ve Sevilay Özgeriş Aysu görev yapmaktadır. 
DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ MODEL OLMAYA DEVAM EDİYOR
  Üniversitemiz Öğrenci Konseyi üyelerinin de aralarında bulunduğu 98 üniversitenin katıldığı Boğaziçi Çalıştayı’nda üniversitemizin projeleri büyük ilgi uyandırdı. Farklı üniversitelerden katılan öğrenci konseyi üyelerinin üniversitelerinde büyük problem olarak gördükleri zorunlu stajın çözümünün üniversitemizde olması büyük beğeni topladı. 2014-2015 Güz döneminden buyana “Girişimcilik Projeleri” kapsamında öğrencilerin stajlarını yapıyor olması diğer üniversitelere de örnek oluyor. Boğaziçi Çalıştayı’na katılan Öğrenci Temsilcisi Özgül MAZLUM; “Bu durum bizler için övünç kaynağı olmuştur. Gıpta ile baktığımız birçok üniversitenin aslında sadece markalaşmaktan ibaret olduğunu gördük ve üniversitemizde okumanın kesinlikle büyük avantaj olduğunu bir kez daha anladık. Yıllardır üniversitelerde problem haline dönüşmüş birçok uygulamanın üniversitemizde düzgün bir işleyiş halinde olduğunu söylemek durumundayım. Özellikle son dönemde uygulamaya başlanan “Girişimcilik Projeleri” büyük hayranlık uyandırıyor. Zorunlu stajın bulunduğu üniversiteler bizlerden aldıkları bilgiler doğrultusunda kendi üniversitelerinde de aynı projeleri uygulamak istediklerini söylemeleri bizleri çok onurlandırdı. Bizlere bu şansı sağlayan üniversite büyüklerimize başta Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman ŞAN olmak üzere hepsine teşekkür ediyoruz.”
DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ MS HASTA EĞİTİM OKULUNA KÜTAHYADAN DESTEK ARTIYOR
Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Biriminde açılan MS Hasta Eğitim Okuluna ulaşım konusunda destek geldi. Kütahya Belediyesi ve Kütahya Engelli Umut Spor Kulübü hastaların okula taşınmasını üstlendiler. Üniversitemiz akademik kadrosu ve Kamu Hastaneleri birliğinden gelen eğitmenler ile gönüllülük esaslı olarak hizmete başlayan Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Birimi bünyesinde açılan MS Hasta Eğitim Okulunda; Sosyal hizmet uzmanı, psikolog, nörolojik destek birimi, nörojen mesane eğitimi, ağız diş sağlığı danışmanlık hizmetleri, seyahat ve konaklama destek birimi, Fizik tedavi ve rehabilitasyon, beden eğitimi, resim, müzik, takı tasarım, seramik, fotoğrafçılık dersleri verilerek; hastalarımızdan hiçbir ücret alınmadan; sosyal, bilişsel ve fiziksel gereksinimlerine gönüllük esası ile  hizmet verilmektedir. Sosyal Sorumluluk Projelerinde Sosyal Hizmetlerin önemli bir bölümü yerel yönetimler tarafından yerine getirildiğinden,  Belediyelerin vereceği hizmetlerin kişilere,  kısa sürede ve etkin bir şekilde ulaştırılması oldukça önemlidir. Bu kapsamda Kütahya Belediyesi “MS Hasta Eğitim Okulu" için   ücretsiz  servis talebine olumlu yanıt vererek, Sosyal sorumluluk projelerine verdiği önemi, sağlamış olduğu hizmet ile göstermiş bulunmaktadır. Ayrıca, sosyal sorumluluğu paylaşma anlamında destek olan Kütahya Engelli Umut Spor Kulübü Yardımlaşma Derneği Başkanlığı'da tekerlekli sandalyeli hastaları evlerinden alarak belediyenin sağladığı servis otobüs durağına kadar taşıma görevini üstlenmişler ve böylece hastaların yaşamını kolaylaştırma anlamında hastaları mutlu etmişlerdir. Okulumuzda yapılan eğitimler ile MS Hastalarının sosyal yaşama daha fazla katılmasına bilgi ve hizmet paylaşımı ile yaşam  kalitelerinin arttırılmasına çalışılmaktadır. Pazartesi, Çarşamba Cuma Günleri sabah saat 9.30’da  Müftülük arkasında bulunan duraktan hastalar alınarak Merkez Kampüse getiriliyor, saat:16.15 de Merkez Kampüsten Müftülük arkasında bulunan durağa bırakılıyor. Tekerlekli hastalar için Kütahya Engelli Umut Spor Kulübü Yardımlaşma Derneği sabahları Müftülük arkasındaki durağa kadar, akşamları da bu duraktan evlerine kadar ulaşımlarını sağlamaktadır.
Etkinlikler
27
Mart
Açık Ders Notları Sistemi
ADN projesinin amacı; üniversitemizin akademik bilgi birikimini düzenli bir yapı üzerinde toplayarak bunu üniversitemiz ve toplumumuza bir hizmet olarak sunabilmektir.  Kurumumuzun akademik tecrübesi ile zenginleşecek bu yapı ile hem öğrencilerimiz hem de dileyen herkes alanının uzmanları tarafından oluşturulmuş, akademik değeri yüksek bir kaynağa erişim sağlayabilecektir.  Neden ADN? ADN Uluslararası akademik alanda kabul görmüş açık kaynak kodlu bir yazılım olan Moodle Öğrenme Yönetim Sistemi kullanılarak oluşturulmuştur. Bu nedenle sistem alt yapısı sürekli bir gelişim halinde olacak ve diğer sistemler ile uyumlu bir şekilde çalışabilecektir. Moodle ulusal ve uluslararası birçok üniversite tarafından kullanılmaktadır. Ancak birçok kurum Moodle’ı bir kaç birimi dışında etkin kullanamamış ve bu nedenle büyük bir akademik arşiv oluşturma konusunda yetersiz kalmıştır. ADN’yi farklı kılacak olan şeyde tam olarak budur. Bu proje ile amacımız Açık Ders Notları Sistemini üniversitemizin tüm akademik birimlerinde etkin bir şekilde kullanarak tüm akademik bilgi birikimimizi her geçen yıl daha da artarak büyüyecek şekilde arşivleyebilmektir. Bir kaç yıl içerisinde bu sistem üzerinde üniversitemizde verilen tüm derslere ait ve alanının uzmanı akademisyenler tarafından bilimsel bir disiplinle oluşturulmuş binlerde akademik döküman olacak ve bunun yanında o dersleri alan öğrenciler tarafından sisteme yüklenmiş onbinlerce ödev ve proje de sistemde yer alacaktır.  Her yıl küçük revizyonlar ile sistemde yer alan dersler daha da kusursuz bir hal kazanacak ve böylelikle dersin eğitmeni ve öğrencilerine planlanmış bir yön çizebilecektir. Öğrencilerimize diledikleri yer ve zamanda dersleri ile ilgili tüm içeriklere erişme fırsatı sunularak akademik gelişimleri desteklenecektir. Erişime açık derslere dileyen herkes tarafından ulaşılabilecek ve böylece büyükbir toplumsal fayda oluşturabilme imkanı doğacak, üniversitemizin prestij ve başarısı artacaktır. AÇIK DERS NOTLARI SİSTEMİNE ERİŞMEK İÇİN TIKLAYINIZ. ADN Tanıtım ve Eğitim Programı (Akademisyenler için) Eğitimlere tüm akademisyenlerimiz davetlidir. Tarih Saat Eğitim Verilecek Birim Eğitim Yeri 30 Mart 2015, Pazartesi 10:00-11:30 Eğitim Fakültesi Eğitim Fakültesi Kırmızı Salon 31 Mart 2015, Salı 14:00-15:30 İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Fakültesi Anfi-2 1 Nisan 2015, Çarşamba 10:00-11:30 Fen Edebiyat Fakültesi Fen Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu 1 Nisan 2015, Çarşamba 15:00-16:30 Güzel Sanatlar Fakültesi ve Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Eğitim Fakültesi Kırmızı Salon 2 Nisan 2015, Perşembe 10:00-11:30 Mühendislik Fakültesi Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu 2 Nisan 2015, Perşembe 14:00-15:30 Yabancı Diller Yüksekokulu Yabancı Diller Yüksekokulu  B- Blok Konferans Salonu 8 Nisan 2015, Çarşamba 10:00-11:30 Kütahya Sosyal Bilimler MYO, Kütahya Teknik Bilimler MYO Kütahya Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Anfi-3 Salonu 8 Nisan 2015, Çarşamba 13:30-15:00 Kütahya Sosyal Bilimler MYO, Kütahya Teknik Bilimler MYO Kütahya Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Anfi-3 Salonu 9 Nisan 2015, Perşembe 10:00-11:30 Simav Teknoloji Fakültesi, Simav MYO, Simav Sağlık Hiz. MYO Simav Teknoloji Fakültesi Konferans Salonu   9 Nisan 2015, Perşembe 14:00-15:30 Simav Teknoloji Fakültesi, Simav MYO, Simav Sağlık Hiz. MYO Simav Teknoloji Fakültesi Konferans Salonu   15 Nisan 2015, Çarşamba 14:30-16:00 İlahiyat Fakültesi İlahiyat Fakültesi Ahteri Salonu * Takvimde yer almayan birimlere ileri bir tarihte eğitim verilecektir. ** Proje hakkında detaylı bilgiyi adn.dpu.edu.tr adresinden edinebilirsiniz. *** Oturumlarda aynı eğitimler verilecektir. Kendi birimlerinin eğitim saatlerinde müsait olmayan akademisyenlerimiz uygun oldukları başka bir oturuma katılabilirler.  
Haberler