endülüs

Endülüs’te Emevi hilâfetinin çöküp her ilin müstakil bir devlet haline geldiği dönemde edebiyât hala canlıydı. Beylikler döneminde emîrler; âlim, edip ve şâirlerin koruyucusu olmuşlardı. Bu hususta özellikle İşbîliye (Sevilla), Batalyevs (Badajoz) ve Meriye (Almeria) sarayları birbirleriyle yarışıyorlardı. O dönemdeki emîrliklerin en büyüğü olan Abbâdîler’in emîri Mu’tedıd ve oğlu Mu’temid gibi şahısların kendileri de şâirdi. Âlim, edip ve şâirler durum ve şartlara göre şehirden şehire gezerlerdi. Hâkim olan iç savaş ve fitneye rağmen, bu dönemde ülkede yeni kütüphâneler de kurulmuştu. Emîrler bu hususta da rekâbet içindeydiler. Kurtuba, hâlâ en zengin kütüphaneye sâhipti ve ilmî bakımdan başı çekmeye devam ediyordu. İkinci sırada ise İşbîliye geliyordu. Tavâif-i mülûk devrinde şiir ve edebiyâtın bu derece parlak oluşunun en önemli sebepleri arasında geniş bir hürriyetin hala hüküm sürmesiydi.

Sanat ve sanatkârlara son derece önem veren Mu’temid, şiir ve musikinin önemini, sanat için özgür bir ortamın oluşturulması gerektiğini şöyle dile getirir:

Şi’re meftûnuz gönülden, vâkıâ!

Cezb eden bir sihri vardır dâimâ!

Âdetâ yaktıkça şi’rin coşkusu,

Mûsıkî serper o kızgın nâra su!

Aksidir her san’at iç dünyâmızın,

Hepsi bir ihsânıdır Mevlâ’mızın!       

Gönlü onlardır derinden besleyen,

Rûhu her rengiyle dâim süsleyen!

Amma hür bir bahçe bahşetmek gerek,

Tâ ki san’at gün görüp açsın çiçek!

Çevresindeki devlet ve sanat adamları da böyle bir ortamın zaten Mu’temid tarafından sağlandığını, eski Endülüs hilâfetinin kendisiyle canlanacağını düşünmektedirler. Ancak beklenen o eski günler bir türlü tekrar geri gelmez, gelemez…

Not: Bu yazı, Harun Öğmüş’ün, “Deve mi, Domuz mu?” adlı manzum tarihî tiyatrosuyla ilgili (bkz. Yüzakı Dergisi, Sayı: 28-42 [Haziran 2007-Ağustos 2008], İstanbul) daha önce yayımlanan değerlendirme yazımızdan uyarlanarak alınmıştır (Yazının tamamı için bkz. Mehdin Çiftçi, “Harun Öğmüş’ün ‘Deve mi Domuz mu?’ Adlı Manzum Tarihi Tiyatrosu Üzerine Bir Değerlendirme”,İSTEM [İslam Sanat, Tarih, Edebiyat ve Musiki] Dergisi, Sayı: XIV, 2009, s. 471-477).

Yrd. Doç. Dr. Mehdin ÇİFTÇİ
İlahiyat Fakültesi